Yoksa bazı tenha bahçelerde yalnızlık ve bilinmezlik içinde büyüyerek bütün ihtiraslı ruhuyla titrediği okşayıştan mahrum kalıp, hasret içinde solan, harap ve perişan yerlere serilen öksüz ve bahtsız çiçekler gibi yok olmaya mı mahkumum?
Şu insanlar ne tuhaflar; başkalarının saadetlerini görerek kendilerini bundan mahrum buldukları için mi acaba, bu kınama ve ayıplamaları haset ve hırçınlıklarından mıdır?
...bizim ana kucaginda ekseriya buyuk bir itinayla artirilmis meziyetlerimizi takdirden aciz, bildigimiz insanlara az çok yabanci, musikiden habersiz bir adam olur. Sonra hiçbir fikrimiz uyuşamaz, cunku evlilik yapilirken sorusturulan şey yalniz mevki, yalniz servet ve yalniz namus meselesidir. Ahlak ve tavir, egilimler ve fikirler bizim icin o kadar onemsiz seylerdir ki bahse bile layik gorulmez.