soğuk bir esinti vurdu camdan. zayıf perde titrek bir şekilde savruldu ve bir ucu şamdana dokundu. üç beş kollu bir şamdandı ve gören onu avizeye benzetiyordu. avizeye benzetiyor ama yaydığı ışığı yetersiz buluyordu. ne var ki avize perde yakamazdı; incecik perdeyi aleve veremez, duman sinmiş duvarlarda gezdiremezdi. şamdanın tepesindeki erimiş mumlar damla damla kayıp kendini arındırıyor, her dakika bir ayine konuk oluyordu. ucundaki minik alev her geçen gün beklentileri düşürüyor ve yine her geçen gün ömründen ödün veriyordu. perde küle dönmüştü, duvarlar isten kararmıştı. belli bir sürenin ardından her şey camdan dışarıya kıvılcımlarını sunmaya; aciz insanları, kendi hallerine acındırmaya başladı. şamdanın etrafındaki her şey yanıp kül olmuştu duvarda bir gölge bırakmadan.