Solucan süvarisi selim

Solucan süvarisi selim
@duneworm
"Bazı kalpler o kadar kararmıştır ki seni kırarken bile kendilerini haklı sanacak kadar çürümüş bir vicdan taşırlar.."
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Rûken yine sayıklıyor ..
Sisyphos’un o meşhur kayası aslında her sabah üzerine "yapılacaklar" listesi yazdığımız o devasa ekranlardan çok da farklı değil. Camus, Sisyphos’u o tepeye çıkarken özgür ilan etmişti çünkü bilinci, cezasından daha büyüktü. Ancak modern zamanın tuhaflığı burada başlıyor Biz artık kayayı tepeye bilincimizle değil, sadece alışkanlığın o uyuşturucu ritmiyle taşıyoruz. Üstelik tepeye vardığımızda manzara bile görmüyoruz, sadece bir sonraki kayanın siparişini veriyoruz. Dünya, büyük ideallerin ve devasa sistemlerin gürültüsüyle bizi sağır ederken, aslında hepimiz gizli birer küçük şeyler anarşisti olmaya mahkûmuz. Çünkü tarih kitapları büyük savaşları yazar ama kimse o savaşın ortasında içilen o tek dal sigaranın ya da paylaşılan bir somun ekmeğin sıcaklığını "zafer" olarak kaydetmez.. Nihilizm, her şeyin boş olduğunu söyleyen tembel bir kaçıştır. Oysa asıl zeka, her şeyin geçici ve bazen saçma olduğunu bilip yine de o geçiciliğe anlam katabilmektedir. Gökyüzünün sonsuz boşluğu bizi korkutabilir, ama balkonda kurumaya bırakılmış çamaşırların rüzgârda çıkardığı o hafif ses bizi dünyaya geri bağlar. Uğruna dünyayı yakacağımız büyük davalarımız olmayabilir ama uğruna sabah uyanacağımız çok fazla küçük nedenimiz var:) Eski bir kitabın sayfaları arasından çıkan, unutulmuş bir kurutulmuş çiçek. Yağmurun başlamasından hemen önceki o toprak kokusu. Hiç tanımadığın birinin şakasına atılan o istemsiz kahkaha. Pazar sabahı evin içine dolan taze demlenmiş çay kokusunun o tanıdık huzuru. Bir dostla yapılan, sonu gelmeyen ve hiçbir yere varmayan o derin gece sohbetleri. En sevdiğin şarkının tam da o can alıcı nakaratına denk gelen trafik ışığı yeşili. Belki de büyük uyanışlar devrimlerle değil, bir sabah mutfakta yankılanan çay kaşığı sesiyle başlar. Hayat, devasa bir kaya parçası