“Ölüm diye bir şey yok Feride. Ölüm yalan...
Kalanlar unutursa, gidenler ölür esasen."
-Çalıkuşu
Yas, insanın kaybettiği kişiyi unutamaması değildir.
Yas, onu artık hiçbir yerde bulamayacağını öğrendiği halde,
her yerde görmeye devam etmesidir.
Bir gün bir ışık düşer yere;
sebepsizce durup bakarsın.
Bir rüzgar eser,
sanki yıllar önce duyduğun bir sesi taşır.
Kimsenin dikkat etmediği bir ayrıntı gelip göğsüne oturur.
Çünkü sevilen biri gittiğinde yalnızca bir insan kaybolmaz.
Dünya da değişir.
Artık hiçbir şey yalnızca kendisi değildir.
Deniz biraz onu anlatır.
Gökyüzü biraz onu hatırlatır.
Sessizlik biraz onunla dolar.
Kaybedilen kişi dış dünyadan çekilir ama ruhsallıktan çekilmez.
İçimizde yaşamaya devam eder.
Bu yüzden yasın bir evresinde insan, sevdigini anılarda değil, varlığın kendisinde aramaya başlar.
Belki de bu yüzden bazen bütün dünya bir tercümana dönüşür.
Çünkü özlem, yokluğa verilen bir tepki değildir sadece.
Sevginin ölemediği yerdir.