• “Bir gün sen de kadınsız erkeklerden olacaksın. O gün en ufak bir uyarı, küçücük bir ipucu vermeden; önsezi olarak hissettirmeden ya da içine doğmadan; kapını çalmadan, hiç beklemediğin bir anda seni bulacak. Bir köşeyi döndüğünde, aslında çoktan oraya varmış olduğunu anlayacaksın. Geriye dönmek mümkün olmayacak. O köşeyi bir kez dönünce, orası artık senin için mümkün olan tek dünya olacak. O dünyada sen kadınsız erkeklerden biri olarak anılacaksın.”
  • Bir fahişe sabaha karşı
    Çok seksiymişim, öyle diyor
    Gülüyoruz yalanına
    Karşılıklı, anlayışlı

    Dalgakıranlardaki banklarda
    Çıkardı ayakkabılarını
    "Bak" dedi, "Köprü ışıkları
    Siliyorlar yıldızları

    Kazıyınca yaldızlarını
    Altlarındaki demir paslı
    Ateşe vermeli onları ama
    Her yerde yangın çıkışları"

    Sordum, "Niye sattın" diye "Yoksulluğunu?"
    Dedi, "Elimdeki sadece oydu"

    "Niye sattın vücudunu?"
    "Daha mı kötü" dedi, "Satmaktan ruhumu?"

    "Herkes" dedi, "Merak içinde
    Ölümden sonra hayat var mı diye
    Boşuna düşünürler
    Sanki hayat varmış gibi ölümden önce

    Sevdim seni ama bir şekilde
    Hüzün var diye belki gözlerinde
    Eğer sever gibi sarılırsan da
    Bu vücut sana bedava"

    "Aslında" derdim; "Çok gençsin daha"
    "20'yim", dedi "Ama ruhum tam 1000 yaşında
    Kayalar kesti ayaklarımı
    Yine de bir şeyler hissetmek güzel hala
    Bu dalgakıranda

    Tek başıma bu vücutla fırlatıldım bu dünyaya
    Aşk da basit, pişmanlık da
    Hayat hoyrat bu zamanda
    Şahin kuşa, kuzgun leşe, ben değil bu dünya fahişe

    Korkum; çığlık atan adam gibi tablodaki
    Şakağımda ellerim
    Hep kaçarken, tek kişilik bir dünyayı
    Ben artık nasıl severim?"

    "Anladım" dedim, "Senin kalbin birinde
    Geceyle gündüz, o hep seninle"
    Sarıldı, ağladı saatlerce
    O yine işe gitmeden önce

    -Teoman
    https://www.youtube.com/watch?v=iLD75QgdjbU
  • ***
    Bir varmış bir yokmuş...
    Âhir zaman içinde,
    çer çöp saman içinde...
    insanlar hayvan iken,
    hayvanlar insanlardan daha insan iken...
    nefret çokken,
    şefkat yokken...
    Öfke çokken,
    Sevmek yokken...
    Allah varken,
    sanki yok gibi yaşayan insanlarla dolmuş dünya...
    ***
  • İlim irfanda zirvede olan İmam-ı Azam Ebu Hanife hazretleri "Bilmediklerimi ayağımın altına koysam başım arşa değerdi buyurmuş."Acaba bizim bilmediklerimizden merdiven basamağı yapsak arşa kürsiye kadar kaç defa iner çıkardık kim bilir.Hakikaten bilmediğimiz o kadar çok şey var ki.Gün geçmiyor ki yeni bir kitap şaşırtmasın bizleri.Kütüphanede görünce Lale Devri'nin meşhur simalarından olan Nedim'in divanıdır sanıp bu kitabı aldım.Meğer 4. Mehmet döneminde yaşayan bir şair Nedim daha varmış.Her ikisini ayırmak için bu Nedim'e Nedim-i Kadim demişler.Ve bu şair Nedim kendisinden sonrakini kısmen etkilediği kadar onun gölgesinde kalmış.
    Müderrislik yapan ilim ehli bir şair kendisi.Kitapta Nedim'in çok az yazdığından divan edebiyatının her türünde yazmadığından bahsediliyor.Bu kitapta 7 tane kaside 35 tane gazel son sayfalarda ise rubai ve matlaları var.Gazelleri ve kasideleri muazzam güzellikte.Şiirlerin hemen yan sayfada açıklamaları var.Ve sonda sözlük var.Sözlük dediysek kelimelerin karşılığını bulacağınız alelade bir şey değil.Uzun uzadıya kavramların açıklandığı ve divan edebiyatında hangi manalarda kullanıldığına,ve hangi kelimelerle ilişkili olduğuna dair dolu dolu açıklamalar yapılıyor.
    Şairin hayatını okuduktan sonra sanatıyla alâkalı bölümlerde çok teknik kavram kullanıldığından ilk başta sıkıcı gibi geliyor.Ancak en fazla ufkumu açan bölüm oldu.Divan edebiyatında mürekkep kafiye,mücerred kafiye,murassalar vs. gibi kafiye çeşitleri olduğunu hiç duymamıştım.Biraz daha araştırınca değişik şeyler öğrendim.Mesela halk edebiyatında kafiye kurarken önemli olan kelimenin kökünde bulunan sessiz harflerdir.Sesli harfler yok sayılır.Şiirle ilgilenenler iyi bilir bu hususu zaten.Divan edebiyatında da bu iş böyle sanıyordum.Meğer divan edebiyatında sondan birinci,ikinci, üçüncü, dördüncü sırada bulunan her harfin bir adı varmış.Ve halk edebiyatında geçerli olan "alınmaz, bulunmaz,bilinmez" şeklinde bir kafiye örgüsü divan edebiyatında geçersiz sayılıyormuş.Sesli harfler aynı olmalıymış ve "alınmaz, çalınmaz,kalınmaz" şeklinde en fazla gidebilirmiş.
    Nedim-i Kadim'in şiirleri son derece mükemmel.Sunizade Mehmet Efendi'ye yazdığı
    Vasfeylemez lâlüni dünya söze gelse
    Aczin eder izhar Mesiha söze gelse

    şeklinde devam eden kasidesi en çok beğendiğim şiirlerinden biri oldu.
    Şu fani hayatta daha nice bilmediğimiz hazinelerle tanışacağız kim bilir.Her iki Nedim'i rahmetle yad ediyorum...
  • Azıcık kafamı dinleyeyim dedim.
    Onunda dünya kadar derdi varmış.
    Saatlerdir onu dinliyorum :)))
    Başımı alıp da Nerelere gidem🤔
  • Ben gittim ya! "Oh be! Dünya varmış."
  • #35132345
    Küçük bir ağaç. Kendini koca çınar sanan küçük bir ağaç Emrah.
    Küçücük fakat koca yürekli, öfkesini, kıskançlığını, sinirini saklayamayan hoyrat ve bir o kadar kırılgan Emrah...
    - Belki herkesim, belki de hiç kimseyim. (Syf422)

    Elbette ki tarz meselesi ben seviyorum günümüz tarzı hayatlar okumayı. Başka bir dünya yaşıyorum karakterlerle birlikte...
    "Madem sevmiş neden bir çırpıda okunmamış 20 günü bulmuş ? " diyenler olabilir.
    -Yoğunum ben , hayat mücadelesindeyim :)

    Neyse.... Konumuz bu değil... (Emrah'ın repliklerinden)

    Kısacası; Emrah' ın yanında yer aldığım çocukluktan başlayıp, üniversiteye kadar ki hayal hikayesin de kâh güldüm, kâh hüzünlendim... Ben Emrah' ı sevdim.
    Kitabın devamı da varmış yani anlayacağınız nur topu gibi bir Emrah'ım var artık :)

    ---- Kitaplarla kalın... Kimseye sataşmayın ben gibi.:)

    Ayrıca tavsiyen için teşekkür ederim. Sevgili arkadaşım,
    Kış Güneşi .
    Şimdi " bize ne bundan ? " diyeniniz olacaktır. Lakin ben kibar insanım. Rica ederim saygı duyunuz :)

    ---Sevgiler---