“Diktatörlük, karakolları, polis merkezlerini, terk edilmiş vagonları, kullanılmayan gemileri hapishaneye dönüştürüyor. Peki, herkesin evini de birer hapishaneye dönüştürmüyor mu?”
“Peki ya görünmez kafesler? Korkunun tutsaklarından hangi resmi raporda ya da muhalefet bildirisinde bahsedilir? İşini kaybetme korkusu, iş bulamama korkusu, konuşma korkusu, dinlenme korkusu, okuma korkusu. Sessizlik ülkesinde, sırf bakışlarındaki ışıltı yüzünden bir insan kendini toplama kampında bulabilir. Bir memuru işten çıkarmaya gerek yoktur; yargı kararı olmaksızın işten atılabileceğini ve kimsenin ona asla iş vermeyeceğini bilmesi yeterlidir. Her vatandaş bizzat kendi davranış ve sözlerini sansürleyen bir mekanizmaya dönüştüğü anda sansür, gerçeğe karşı zafer kazanmış demektir.”
“Benim her iki yarım da diğeri olmadan var olamazdı. Kafesten nefret etmeden açık havayı sevmek mümkün müdür? Peki ya ölmeden yaşamak, öldürmeden doğmak?
Yüreğimde, yani benim boğa güreşi arenamda, özgürlük ve korku sürekli kavga eder.”