Dışlama, aile dizimleri'nde en önemli konu başlıklarından biridir. Biri birini dışladığında o sistemde bir şey meydana gelir. Dininden, dilinden, mezhebinden, sosyolojik durumumdan, psikolojik durumundan, ekonomik durumundan, hangi sebeple olursa olsun, birini veya birilerini dışladığımızda yaşam ve ölümün efendisi gibi davrandığımızı hatırlayın. Bizler aynı ortamda yaşayan varlıklarız.
Siz hiç şöyle bir orman gördünüz mü ? Ormanın gidişinde bir tabela asılı ve şu cümle yazıyor: bu ormana sincap giremez. Lütfen hem kendi ailenizde hem kendi vicdanımızda dışladığınız şeylerin bir listesini yapın. Ve bunlarla yüzleşip helalleşmeye bakın.
Konuşulmamışı konuşmak, söylenememişi söylemek de aile diziminin bir parçasıdır. Kadın erkek dinamiklerinde, aile dinamiklerinde, eskilerin tabiri ile malumun ilamı denir buna, o malum olanın dile getirilmesi beklenir. Bazen aile dizimini, biz bu olanı, o görünmez, ama malum olanı, ama dile gelmeyen şeyleri su yüzüne, gün yüzüne çıkarmak için kullanırız. Bu da kişileri ve sistemi rahatlatır, dengeye getirir. Burada aradığımız şey, bu açıklık ve dengedir.
Erkeğin en büyük düşmanı erkekliktir. Erkekler görünmez kurallarla yaşarlar kendi aralarında. Ama erkek olmak, insan olmaya mani değildir. İnsanlar korkabilir. İnsanlar kaçabilir, insanlar güçsüz olabilir. Ama gurur yaptığımız her şey bizi yarın öbür gün hayattaki birçok nimetten, neşeden, sıhhatten edebilir. Bazı duygular vardır, insanı içeriden kemirir. Atalarımızın utancını bazen biz üstleniriz. Ama ne zaman olanı olduğu gibi kabul eder ve saygı gösterirsek, bu derin sadakati tamamlayabiliriz.
Hayatta yaşadığımız deneyimler, çoğunlukla bizim için referanstır. Bize, sanki o olaylar hep bu olgular üzerine gidecekmiş gibi gelir ve her şeyi genelleriz. O denli yoğun bir öfkemiz olur ki bu öfkelere tutunur kalırız. Unutmayın, bu denli öfke acıya liman vermektir.