Tanrı'yla iletişim hayal edilebilecek en sıra dışı deneyim, aynı zamanda da hepsinin en doğalıdır çünkü Tanrı her zaman içimizdedir. Her şeyi bilendir, her şeye kadirdir, özeldir ve bizi koşulsuz sever. Bizler, Tanrı ile olan ilahi bağlantımızla 'Bir' olarak birbirimize bağlıyız.
Hiçbirimiz asla sevilmemiş değiliz. Her birimiz, anlamak için sahip olduğumuz tüm özelliklerin ötesinde bize değer veren bir Yaradan tarafından derinden tanınıyor ve seviliyoruz.
Ama şimdi biliyordum. İlahi olanın bir parçası olduğumu ve hiçbir şeyin bunu benden kesinlikle alamayacağını anladım. Bir şekilde Tanrı'dan ayrılabileceğimize dair (yanlış) şüphe, evrendeki her tür kaygının sebebidir ve bunun ilacı, geçitte kısmen ve çekirdekte tamamen edindiğim gibi bizi Tanrı'dan hiçbir şeyin, hiçbir zaman koparamayacağı bilgisiydi. Bu bilgi tek başına hayatımda öğrendiğim en önemli şey olarak duruyor ve Solucan Diyarı'nın dehşetini gidermiş ve gerçekte ne olduğunu görmemi sağlamıştı. Burası kozmosun pek güzel olmayan ama şüphesiz gerekli bir kısmıydı.
Om bana yalnızca bir değil aslında düşünebileceğimden daha fazla bir çok evren olduğunu ve tümünün merkezinde sevgi olduğunu söyledi. Kötülüğün diğer tüm evrenlerde de bulunduğunu ama çok az miktarda olduğunu söyledi. Kötülüğün gerekli olduğunu çünkü onsuz hür iradenin mümkün olmadığını ve hür irade olmadan gelişim, ilerleme olamayacağını, Tanrı'nın olmamızı istediği hale gelmemiz için bir şansımızın olamayacağını söyledi. Bizim ki gibi bir dünyada kötülük bazen korkunç ve çok güçlü görünüyordu, büyük resimde ise sevgi çok kuvvetli bir biçimde baskındı ve nihayetinde galip gelirdi.