Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Birlikte Matterhom’un eteklerinde yürüyüş yaparken habire fotoğraf çekmek için duruyordum. Sonunda babam sinirlenip şöyle demişti: “Bütün bu güzelliklerin ve azametin bir film karesine sığacağını mı sanıyorsun? Gördüklerini kalbine işle. Yaşadıklarını başkalarına göstermekten daha önemlidir bu.
“Hayallerinin peşinden koşmanın da bir bedeli vardır. Alışkanlıklarımızı terk
etmemize, zorluklar atlatmamıza, hüsranlara vs. sebep olabilir. Lâkin bu bedel ne
kadar yüksek olursa olsun, hiçbir şey yaşamayan kişilerin ödedikleri kadar
yüksek değildir. Çünkü hayatlarını yaşamayanlar bir gün dönüp geçmişlerine
baktıklarında kendi yüreklerinin, ‘Hayatımı boşa harcadım,’ dediğini duyarlar.”
bütün evli insanlar gizliden gizliye birilerini arzular. Bu yasaktır ve yasaklarla cilveleşmek hayata anlam katar. Ama arzularını eyleme dökenlerin sayısı azdır
Kim, “Sevgi her şeye yeter,” dediyse yalan söylemiş. Yetmez, hiçbir zaman da
yetmedi. Esas sorun, insanların kitaplara ve filmlere inanmaları - kumsalda el ele yürüyen bir çift, dalgın gözlerle günbatımını izliyorlar, Alp Dağları manzaralı
güzelim otellerde her gün tutkuyla sevişiyorlar. Kocamla bütün bunları yaptık;
ama büyü en fazla bir-iki sene sürer.
Ardından evlilik gelir. Ev bulup döşemek, müstakbel çocukların odasını
planlamak, öpüşmek, evin çok yakında, tıpkı hayallerimizdeki gibi -derli toplu döşenecek boş salonunda şampanya kadehlerimizi tokuşturmak. İki sene sonra
ilk çocuk doğar, eve sığamaz haldeyizdir, daha fazla eşya koyarsak insanlar
hayatımızı antika eşya satın alarak hava atmaya adadığımızı düşüneceklerdir
(mirasçılarımızın sudan ucuz fiyata elden çıkaracakları antikaların son durağıysa
Plainpalais Pazarı olacaktır).
Üç yıllık evliliğin ardından iki taraf da diğerinin aklından geçenleri anlar hale gelir. Defalarca dinlediğimiz hikâyeleri davetler ve yemeklerde yeniden dinlemeye mecbur kalırız, her seferinde şaşırmış numarası yaparız, arada bir de zorla anlatılanları pekiştiririz. Seksin alevi söner ve göreve dönüşür, haliyle de giderek seyrekleşir Çok geçmeden haftada bire iner - hatta o bile nadir hale gelir. Kadınlar baş başa verip kocalarının ateşlerinin bir türlü sönmediğini söylerler ama bu düpedüz yalandır. Herkes bunu bilse de kimse altta kalmak istemez.