Ayşe Kulin, kitaplarını genel olarak beğendiğim ve okurken hiç sıkılmadığım yazarlardan biridir. Ancak bu kitabın birkaç sayfasını okuduktan sonra bir afalladım. Yeni bir tarz deniyordu. Sanki ben bu çağa ayak uydurmalıyım diye bir çığlık sesiydi bu. Yaşlanmış bir kadının gençleşme çabası gibi (Yaşlanma karşıtı kremler geldi aklıma). 50 yaşına kadar köyünde yaşamış, 50 yaşından sonra şehre taşınmış ama şehirli olmaya çabalayan adamlar gibi.
Gerek yoktu bence, ben yazarın yüzündeki kırışıklıkları yüreğindeki sevgi dolu olgunluğu ve köylü kafasındaki samimiyeti, temizliği görmeye devam etmeyi istiyordum. Önce kitabı bırakmak istedim, sonra devam edeyim, bu kadar kötü bir kurgu düzelir mi acaba, diye ittirdim kendimi.
ilerledikçe benim için basit görünen kurgu minnoş bir hal almaya başladı. sonra içerisinde gezi direnişi, kanlı pazar, Hırant Dink gibi konulara değinmesi ve cesurca fikrini beyan etmesi de beni ayrıca memnun etti. Bu kitabı okuyan gençler bu konuları bekli bu kitap sayesinde merak edip öğrenecek, olumlu ya da olumsuz sonuçlara ulaşacak. Türk usulü bilim kurgu olmuş. iyi ki okumuşum.