karşında kimse yokken konuşursan deli damgası yerdin ama hayallerin için dilenirken bunun adı dilek mi oluyordu?
umut parçaları yerdeler, ayakların çırılçıplak. düş kırıntıların batmıyor muydu?
uçurumdan atlarlar, tebessümleri buruk; kırık umutları ayak tabanlarına, paramparça göğüs kafesleri de yüreklerine batan insanlar.
göğüs kafesi. bir şehrin başlangıç ve bitişi.
kat kat giyindi insanlar, üşümesinler diye çektiler montlarının fermuarlarını. bir savaşçı misali çıktılar sokağa ama onların bedenleri üşüyordu sadece.
oysaki o gece, bir genç kızın ruhu üşüdü.
acıdan dikilmiş merdivenleri soluk soluğa tırmandı bir ruh. her adımında, çıplak ayak tabanları yandı ve avuç içleri acıdı.
gökyüzü adını sayıkladı.
o gece yağan yağmurda bir tek o ıslandı.