Zıt görüşleri dinlemek seni zihninin mimari yapar dinle korkma ölmezsin.,belki aydınlanma yaşarsın hm?!
Düşünmek... Ne zaman bitecek benim bu düşüncelerim, sorgularım, kendi içimdeki suallerim... Uykular haram oldu düşünmekten, sorgulamaktan... Kafam patlayacak sanki; böyle içeriden dışarıya doğru yavaş yavaş parça parça olacak kafatasım sanki... Bitmesi için ne olması gerekiyor? Biliyorum, düşüncelerim bittiği gün; ya bir şeyler yerli yerine oturacak, her şey tam olacak, dümdüz. Ya da oturmayacak hep bir çıkıntı kalacak bir yerde ve ben onu parçalayacağım ya da ben parçalanacağım. İşte o zaman kendi kıyametim benim kafamın içinde kopacak, kendi büyük patlamalarım benim zihnimde olacak ve sonra bir bakacağım ki ortada ben kalmayacak, yok olup gidecek, sessizce... Sadece zihninin sesiyle... ~HM~
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Nedir bu itham ettiğin, yaşadığımız yeri sevmeyişinin sebebi? Nedir bu apayrı gezegenin?" Merakla baktı gözlerine. Her an düşebilecek gözlerindeki damlaya kıyamadı. O damla ben olsaydım diye düşündü. Daha derine indikçe saf ruhunu gördü. Belki de öpmek gerekirdi, durdurdu. Gülümsedi bu canından kıymetliye. Elini tuttu. "Hm?" Kendini ait bulamayışına sinirlenince, kontrolü elinden kaybeder gibi hissediyordu. Kaçtığı bir ütopyaya mecburdu. Orada düşünmüyordu, kimsenin kirli ruhuna maruz kalmıyordu. Herhangi bir şeye zorunlu değildi çünkü. İnce düşünmek aptallık veya enayilik değildi. Çok masumsun, burada böyle olunmamalı denilen kuralları yoktu. Sinirle gözlerini kapayınca göz kapağı taşıyamadı o küçücük damlayı. "Bilmiyorum... Bir şeyler yanlış ama kimse farkında değil gibi geliyor. Herkes bir oyun oynuyor ama oyunun kurallarını bilmiyor gibi hissediyorum. Herkes saklambaçta kimin nereye saklandığını söylüyor ama görmemiş, duymamış, bilmiyormuş gibi yapıyorlar. Hıçkırdı. "Ya da ne bileyim, yakantop oynarken topu bilerek sert atıyorlar canının yanmasını ister gibi. Ama kimsenin çıtı da çıkmıyor. Buna gülen, susan, bununla eğlenen milyonlarca ruh emici... Oyun bu, sana yapılanı yapmazsan seni çok üzerler demekle yetiniyorlar. Gözlerine baka baka yalan söylerken ufacık utanma yoksa ne yapabilir ki bu ruh? Kaçsın mı, konuşmasın mı, sussun mu? Bunların arasında saklambaç, yakantop oynamak ister mi? Düşünebil- " Parmaklarını götürdü dudaklarına. "Şş..." Elini öptü sevdiği kadının kahve kokan gözlerine bakarak. "En başta o çirkin ruhlar kaybedecek biliyorsun değil mi? Ruhunu koru meleğim ve ben ruhundan eminim. Hem bir gün saklambaç oynayalım, ben seni bulmak isterim her anlamda." En Passant`
Mavi Adam Kırmızı Kadın
' senin için yapabileceklerimi mi soruyorsun masumiyet? Ben senin için bu şehri yakabilirim, yıkabilirim. Şehre yeniden inebilirim mesela. Hatta bir savaş bile çıkarabilirim. Sadece istemen yeterli. Şimdi söyle senin için ne yapabilirim? - ben ölüm istemiyorum. Kimse ölmesin.sadece güvende olmak istiyorum. Saklanmak istiyorum. Kimse bulmamalı beni. Ama bir süre sadece bir süre. - hm o kadar kötü diyorsun yani. Peki anlatma ama soruma cevap ver. Bu kötü adamlar ne kadar kötü? Bu şehirde mi? Yoksa? - o kötü adamlar bu şehirde, ama daha kötüleri heryerdeler. Ama beni bulurlarsa...daha kötü.. - tamam sakinleş. - ama yok dersen. Gideyim mi? - ne değişik bir şeysin sen ? Gitme kal. Korkmada. Sordum ama korktuğumdan değil. Seni ne kadar çok saklamalıyız onu bilmek istedim sadece. - yani beni saklayacak mısın? - evet , seni saklayabilirimz hatta senden bile koruyabilirim, hemde canım pahasına. - bu ne demek peki? - bu şu demek masumiyet. Seni sendende korumamız lazım. Kendine bakmadığın belli, ilgilenmediğin, önemsemediğin. - bana neden masumiyet diyorsun? - çünkü öylesine. Çünkü sen kırmızı bir meleksin. Devamını çiflikte konuşalım mı? - çiftlik? - sana kimsenin ulaşamayacağı her. Evet çiftlik. Hemde ormanın ortasında, içinde dolu dolu insanlar yaşıyor merak etme. - senden korkmuyorum. Tuhaf ama iyi birisin sen. - bunu duyduğuma sevindim. O zaman gidelim mi? - bu kadar mı? Anlasma yok mu? Öyle olmuyor mu? - mafya filimlerinde ki gibi mi? Yok öyle olmuyor. Sen bana geldin, bende seni ve o karnındaki sabiyi seve seve koruyacağım. - sen, sen nerden biliyorsun? Onu? - birincisi ona bebeğim demelisin. Sahiplenildiğini duyması gerek. Ikincisi sen kendi için birşey istemeyecek kadar özel bir kadınsın. Korumak istediğin sen değilsin, bebeğin. - bebek. - hayır bebeğim.benim bebeğim