Duygu

Şimdi bir ben varım, adın ve bir de duvarlar.
Reklam
Aranırken ayın olgun sesini,  Soğuk ay öptü beyaz ensesini,  Sardı her uzvunu bir ince sızı;  Bu öpüş gül gibi soldurdu kızı.  Soldu, günden güne sessiz, soldu!  Dediler hep: "Kıza bir hal oldu!"  Ta içindendi gelen hıçkırığı,  Kalbinin vardı derin bir kırığı.  Yattı, bir ses duyuyormuş gibi lal.  Yattı, aylarca devam etti bu hal.  Sindi simasına akşam hüznü
yağmur olsan, binlerce damla arasından tutardım seni. çünkü korkarım; toprak aldığını vermiyor geri.
Bu kadar yürekten çağırma beni Bir gece ansızın gelebilirim Beni bekliyorsan, uyumamışsan Sevinçten kapında ölebilirim Belki de hayata yeni başlarım İçimde küllenen kor alevlenir Bakarsın hiç gitmem kölen olurum Belki de seversin beni kim bilir Kal dersen, dağlarca severim seni Bir deniz olurum ayaklarında Aşk bu özleyiş bu, hiç belli olmaz Kalbim duruverir dudaklarında. Ya da unuturum kim olduğumu Hatırlamam belki adımı bile Belki de çıldırır, deli olurum Sana kavuşmanın heyecaniyle Aşk bu, bilinir mi nereye varır Ne durdurur özleyeni, seveni Bakarsın ansızın gelebilirim Bu kadar yürekten çağırma beni. Ümit Yaşar Oğuzcan
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,  koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.  Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.  Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul'a.  Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.  Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul'u.  Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım. Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda. 
Reklam