Gece Yarısı Kütüphanesi, 282 sayfalık oldukça akıcı bir kitabı 20 günde okumama neden olan -neredeyse 3 yıllık- kitaplardan eli ayağı çekme/tamamlayamama dönemimde (reading slump(?)) bana tabiri caizse şifa gibi gelen bir kitap oldu.
Hani bazı kitaplar vardır ya size "Ben başarabilirim. Ben 'gerçekten' yaşayabilirim." dedirtir. Heh, bu kitapta tam olarak o kitaplardan biriydi. Umudun vaz geçilemez yalnızca hatırlanması, hatırlatılması gerekilen bir şey olduğunu sayfaları her çevirdiğinizde size hissettirebilen bir kitaptı. Okurken yalnızca o kitabı yaşadığınız, elinizden bıraktığınızda bile Nora'nın hayatını, kendi hayatınızda paralellikler kurabileceğiniz kitaplardan biriydi. Belki de doğru zamanda okumamın da etkisiyle bana oldukça ilham veren bir kitap oldu kendisi. Dilinin akıcılığı, hikayenin sürükleyiciliğiyle sizi kendinde tutuyor, kendi kütüphanenizi düşünmenize neden oluyor. İhtiyacım olan şeyi doğru zamanda tüketmenin keyfiyle inceleme yazmaktan da kendimi alıkoyamadım. Bu yalnızca ufak bir teşekkür mesajı olsun istedim bu kitabı okumama neden olan tesadüflere.