Bu kitapla alakalı çok karmaşık şeyler hissediyorum. Ve sebebi hakkında hiçbir fikrim yok.
Kitabın başını okuyabilmem aralıklarla iki belki de üç ayı bulmuştur. Yani dili çok güzel, betimlemeler yerli yerinde, dünyayı yavaş yavaş kuruyor, karakter tutarlı ama kitap akmıyor. Hatta unutmayayım diye kitabın iki yüzüncü sayfalarında yazdığım sinir ve sitem dolu kısa paragrafı da aşağıya alayım ki kitabın başlangıcı hakkında ne hissettiğim tam olarak anlaşılsın:
Kitabın çıkış fikrini bile sevmedim. Ama en nefret ettiğim ve katlanamadığım sahneler kadının böcek ezer gibi vampir öldürmesi. Çoğunlukla da vampiri gafil avlıyor. Vampir mesela bir insanı öldürecek ama öncesinde öldüreceği kişiyi izliyor. Baş kadın karakter de gidip vampiri öldürüyor. Ses yapmadın diyelim kokun da mı yok? Madem yok neden herkes senin leziz olduğunu düşünüyor. Hadi öldürdün, bana vampiri nasıl öldürdüğünü anlatmadan önce insan bedeninin ne kadar güçsüz olduğunu neden söylüyorsun. O kadar saçma bir kitap ki. Vampir algımı da genişletmek, yeni vampir versiyonları görmek istemiyorum. Başlicam deneyselliğinize. Bıktım ya. O kadar evren kurmuşsun bana anlattığın turnuva, yarış, oyun, düello. Yetti valla yetti. Puanı sadece uzun cümle ve betimlemeler için veriyorum. Başka hiçbir şey için değil. Devamını da okumayacağım.
Ama kitabı bitirmek üzereyken bu düşünceler aksi istikametke değişti ve kitaba olan nefretim tuhaf bir hayranlığa bıraktı. Kitabın sonuyla alakalı çok önemli bir spoiler yedim. Buraya yazıyorum o spoilerı: Oraya, vincenta ihanet ediyor. Kitabı okurken hep nasıl yaparsın, bunu nasıl yaparsın diye sitem ettim kadına. Vincentlı sahnelerde üzüldüm falan çünkü adamı sevdim. Ama sonra üçüncü imtihandı sanırım neler olduğunu anladım. Vincent oraya'yı sadece sevmiyor, insan olmasına rağmen