yara bandı,merhem ve yara
Sana hep yaralarının merhemi olacağımı söylemiştim Nisera. Acıyan yerlerine dokunmadan, canını yakmadan, sabırla iyileştirmeyi istemiştim. Sen ise beni çoğu zaman bir yara bandı gibi kullandın. Yaralarını iyileştirmek için değil, onları görmemek için. Belki kanamasınlar diye, belki biraz daha dayanabilesin diye. Ben kalbinin üzerindeki geçici bir örtü oldum sadece hiçbir zaman yaranın gerçekten iyileşmesini istemedin sanki. Çünkü iyileşmek yüzleşmeyi gerektiriyordu, yüzleşmek ise cesaret. Ben ise bütün sevgimle yaralarının başında bekleyen bir merhem gibi kaldım; kullanılmayı bekleyen ama hiç sürülmeyen bir merhem gibi. Oysa ben yaranın üstünü kapatmayı değil, onu iyileştirmeyi hayal etmiştim. Acının köküne inmeyi, seni inciten ne varsa onunla birlikte yüzleşmeyi. Ama senin yaraların iyileşmek istemiyormuş meğer. Sen yaralarını seveni değil, yaralarını açandan vazgeçmemişsin. Ben bunu çok geç fark ettim. Bir insanı sevmenin onu kurtarmaya yetmediğini, bazen sevginin en güçlü halinin bile bir alışkanlığın karşısında çaresiz kaldığını çok geç fark ettim. Ben senin yaralarına şefkat gösterdikçe, sen o yaraları açan izlerin peşinden gitmeye devam ettin. Çünkü o acılar canını yaksa da tanıdıktı ve insan bazen tanıdığı acıyı, bilmediği huzura tercih eder. Şimdi dönüp baktığımda anlıyorum. Senin tarafından bu kadar sevilebilmek için merhem olmak gerekmiyormuş. Yara bandı olmak da yetmiyormuş. Meğer benim sana yara olmam gerekiyormuş. Kalbinin tam ortasına yerleşen, her hatırladığında sızlayan bir yara... Belki de hatırlanmaya değer olmak için iz bırakmak gerekiyormuş. Ben izleri silmeye çalışırken, başkaları iz bırakıyormuş. Ben acını hafifletmeye çalışırken, başkaları sana acının kendisini veriyormuş. Ve ne kadar acı olsa da insan bazen kendisini yaralayan şeyi
düzenbaz beni kötü biliyordu oysa ben bu hikayenin en safıydım haberi yok
İnsan ve Duygular
Reklam
düzenbaz ve nankör gerçek bir olaydan ilhamla yazılmıştır düşmanlar yanı başında düşmanların düşmanları daha da yanı başında
düzenbaz ve nankör
bir gün bir ormanda nankör yaşarmış nankör öyle açmış ki bir gün düzenbaz yeni bir hedef bulmuş nanköre anlatmış nankör de hemen yola koyulmuş düzenbaz bilmiyor başına geleceği nankör ayrı düzenbaz ayrı aynı hedefte ilerlemişler nankör hırslı tabii bir gün düzenbazın planını satmış düşmana düzenbazın haberi yok bir de içten içe aşık nanköre nankör çelmeyi takıyor düzenbaza hedefe varıyor olan ise düzenbaza oluyor ömür boyu bulmayı hedeflediği nankör ona hem kazık hem de bir ölüm bırakıyor
İnsan ve Duygular
ADAM OLMAK çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse sen aklı başında kalabilirsen eğer herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır hem kendine güvenebilirsen eğer bekleyebilirsen usanmadan yalanla karşılık vermezsen yalana kendini evliya sanmadan kin tutmayabilirsen kin tutana düşlere kapılmadan düş kurabilir yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir ikisine de vermeyebilirsen değer söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz kandırabilir diye safları dert edinmezsen ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz koyulabilirsen işe yeniden döküp ortaya varını yoğunu bir yazı-turada yitirsen bile yitirdiklerini dolamaksızın dile baştan tutabilirsen yolunu yüreğine sinirine dayan diyecek direncinden başka şeyin kalmasa da herkesin bırakıp gittiği noktada sen dayanabilirsen tek herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen unutmayabilirsen halkı krallarla gezerken
Şiir
Belki de irili ufaklı, düzenbaz oyunların içindeyizdir. Onca sınav, düşüş ve uçlarda yaşanan şeylerin nedenine dair sorulara bile bir karşılık yok. Her neyse, bunun da pek bir lüzumu yok. Elbette insan kendi iradesiyle yolunu çizer. Gitmek istediği yere en sonunda ulaşır; karşısında kendisi bile olsa. Beyza Nur BKMZ
Reklam
Reklam