Bir cumartesi günü biraz İngilizce çalışmak için ofise gittim. Diğer asistanlar da oradaydı. Larry oğlunu da getirmişti; çcuk daha küçük, bir yaşlarında olmalı, yerde emekliyordu.
O sırada gözüm ona takıldı. Yere yakın meşin bir koltuğa çıkmaya çalışıyor ama bir türlü çıkamıyordu. Çocuğun babası da ara sıra o tarafa bakıyor ama hiçbir tepki vermiyor. Çocuk beş altı kere çıkmaya çalıştı ama başaramadı. Dayanamayıp yanına gittim, "Hoppa!" deyip kaldırdım ve çocuğu koltuğa oturttum. Babaya da gülümseyerek baktım. Gerçekten sinirlenmişti ve ben nedenini anlayamamıştım.
"Sen ne yaptığının farkında mısın?" dedi.
"O koltuğa çıkmaya çalışıyor ve çıkacağına inanıyordu. Denemeyi bırakmayacaktı. Belki iki, belki üç saat sürecekti ama çıkacağına inanıyordu, kedi yavrusu gibi yapışmıştı. Ben de inanıyordum ki bunu yapacaktı. Bir gözüm ondaydı, çıktığı zaman dönüp bana bakacaktı. Ben de ona 'Çıktın!' diyecektim. Bu onun zaferi olacaktı, onun zaferini çaldın sen!"