Tuğba

dilin girdaplarında dünü bugüne bağlamayan sözcüklerle oyalanıyoruz
Sayfa 42·Kitabı okudu
Reklam
o gölge yalnızca benimdi yüzüm denize döküldü kül gibi kimse görmedi bildiğimiz o her şey hiçbir şeydi hepsine suskunken ben derin ve karanlık yerlere dalgın ve ürpertili kimsesiz kendime bir nehir akıp gidiyordu.
Sayfa 37·Kitabı okudu
omuzlarımızda taş değil kocaman kayalar taşıyoruz ağır gittikçe ağır gittikçe daha ağır tek bir gemi geçmiyor bu denizden durmadan soruyoruz sorular değil kuşkular soruyoruz
Sayfa 18·Kitabı okudu
dedi ki, derin, karanlık eskimiş bir suyum ben derin karanlık eskimiş bir elimde yosunlar öbüründe ölüme sıçrayan balıklar
Yıldızlı
Bir düzenden, bir işten, bir aileden bir anda vazgeçebilecek ve denize atlayarak kendimi bu şehre kurban edebilecek kadar olgundum. Tam, biz diye bir şey olmadığına ikna olmuş, bir başıma kendi canıma kastetmeye koyulmuşken, birden kendimi burada buldum. Toylaştım. Hayata bambaşka bir yerden yeniden başladım. Daha ölemeyeceğim sanki.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Reklam