Benim gençliğimi, güzelliğimi kim aldı biliyor musun Anna? O ve onun çocukları. Ona hizmet ettim, her şeyim bu hizmete gitti ve tabii şimdi daha genç, aşağılık bir yaratık hoşuna gidiyor onun. Herhalde kendi aralarında benim hakkımda konuşmuşlardır ya da daha kötüsü susarak geçiştirmişlerdir, anlıyor musun? –Gözleri yine nefretle parlamaya başlamıştı.– Sonra da kalkıp benimle konuşacak... Ne yani, ben de ona inanacak mıyım? Asla.
Ruhumun bir anda altüst olması ve ona olan sevgimin ve şefkatin yerini sadece ve sadece hıncın, evet hıncın almış olması ne korkunç. Hatta onu öldürebilirim...
Sen katışıksız, saf bir insansın. Bu, senin hem üstün bir niteliğin, hem de kusurun. Sen katışıksız bir karaktersin ve bütün hayatın da katışıksız şeylerden oluşmasını istiyorsun, ama öyle olmuyor. Sen işin her zaman amaca uygun olmasını istiyorsun, ama öyle olmuyor. Bir insanın çalışmasının her zaman bir amacı olmasını, aşkla evlilik hayatının her zaman bir olmasını istiyorsun. Ama öyle olmuyor. Hayatın bütün çeşitliliği, bütün çekiciliği bütün güzelliği gölge ve ışıktan meydana geliyor.
Aslında seninle ben, her bakımdan farklı insanlarız: Zevklerimiz farklı, görüşlerimiz farklı; ama senin beni sevdiğini ve anladığını biliyorum, bu yüzden de seni müthiş seviyorum.