Erkeği, güzelliğini öteki kadınların güzelliğinden daha çekici olduğu kadının kollarında en derin hazzı bulacağına inandıran şehvet dolu bir hayal, bir aldanıştır. Bu kadının elde edilmesinin en büyük mutluluğu sağlayacağı konusunda, erkeğe sarsılmaz bir inanç vermiştir. Bundan ötürü erkek, kendi hazzı için sıkıntıya girdiğini ve fedakârlıklar yaptığını düşündüğü hâlde, aslında, türün temel tipini sürdürmekte ya da sadece bu birleşmeden doğabilecek özel bir tipin ortaya çıkmasına ön ayak olmaktadır.
Öte yandan, eğilim, yatkınlık ve düşünce biçiminin birbirinden farklı oluşundan doğan nefret duyguları ve hatta düşmanlık bağlantılanı içinde bile, cinsel aşkın ortaya çıkabileceğini ve sürüp gidebileceğini görüyoruz. Bu durumda ortaya çıkan bir aşk duygusu, sözü geçen farkları görmeyişimize bile yol açabilir ve evlenmeyle sonuçlanırsa, her iki taraf için de bir cehennem hayatının başlamasından başka bir sonuç vermez.
Demek ki, iki bireyin, karşılıklı olarak çeşitli bakımlardan birbirlerine uygunlukları ne kadar eksizsizse, karşılıklı tutkuları da o kadsr güçlü olacaktır.
Bilinçli irade tam anlamıyla bencildir; bende başlar ve bende biter. İsteğin doyuma ulaştırılması ve sona ermesi ise, mutluluktur. Mutluluk ulaşılması olanaksız bir amaçtır, ama insanoğlunu sürekli olarak peşinde koşturur. Bundan ötürü de dünya, çok kötü bir dünyadır; hatta kötülerin kötüsüdür.