Kusurlarımızı düzeltmek için hiç olmadığı kadar geceye sarılıyoruz.
Uykusuz insan hayatını yersiz, vakitsiz yaşar. Geriye gider, sorgular ya da hemen taşı gediğine oturtur. Sonunda, gecenin bir yarısı, kepaze duruma düşmemek için söylenmiş olması gereken şey, uyku kendisini yere serene dek kafasında cirit atan sözcükler gibi durmaksızın oradan oraya dönen kişinin zihninde açıkça belirir.
İtki biyolojik olmadığı için, bizleri pusulamızı şaşırtan her şeyin hizmetine sokmaya meyillidir. İtki sarsar... insanın kendisini unutmasına da yol açar. Böylelikle gün içinde "kendimize" zaman ayıramayınca, zamanı gece vakti kullanırız... uyumayarak. Uykusuz insanların çoğu varoluşlarının kayıp zamanının peşine düşmüş kimselerdir.
Artık okumanın, düşünmenin, kendini geliştirmenin zamanı değil, uykunun zamanıdır. Hayalini kuruyoruz uyumanın.
Neden uyku bu kadar değerli ve nadir oldu?
Bunun nedeni öncelikle aşırı derecede tetikte olmamızdır. Artık uyumuyoruz çünkü artık gevşeyemiyoruz.