Hayatta ikinci dereceden rolü kendime hiç yakıştıramıyor, bundan dolayı da sonuncu olmaya gönül rahatlığıyla katlanıyordum. Ya kahraman olacak, ya da çamura batacaktım; ikisinin ortası yoktu. Beni mahveden de buydu ya!..
Caddenin güneşli yanında gezinirdim. Hoş, buna gezmek denemezdi ya! Sonsuz acılar, küçüklük duyguları içinde kendi kendimi yer bitirirdim; belki benim isteğim de buydu.
Yaşamaya susadığınız hâlde, dolambaçlı mantık yollarıyla hayat sorunlarını çözümlemeye kalkışıyorsunuz. Hem sırnaşık, küstahça davranışlarda bulunuyorsunuz, hem de korkudan ödünüz patlıyor. Bizi hıncınızdan dişlerinizi gıcırdattığınıza inandırmaya çalışırken güldürmek için nükteler savuruyorsunuz. Nüktelerinizin bayat olduğunu bilmiyor değilsiniz, ama taşıdıkları edebî değer dolayısıyla da pek memnun görünüyorsunuz. Belki gerçekten acı çektiniz, fakat çektiğiniz acıları hiç mi hiç saygınız yok!
Yaşasın yeraltı! Normal insanı ölesiye kıskandığımı söyledim, ama gene de gördüğüm kadarıyla onların durumunda olmak istemem. Orada hiç olmazsa insan... Eh!.. Şimdi bile yalan söylüyorum. Yalan, çünkü iyi olanın yeraltı değil, özlemini duyduğum, ama bir türlü elde edemediğim başka, bambaşka bir şey olduğunu iki kere iki gibi biliyorum. Cehenneme kadar yolu var yeraltının!