Zaten bir şey anlatmaya inançları yoktu; anlatabiliyorlarsa, hissetmiyorlardı. Dört bir yandan yükselen binaların karanlığında, gökyüzünü de göremez oldular.
Yükselmek için yeltendikçe bulunduğu çukuru derinleştiriyordu. Bildiği tüm renkler, gri, koyu kahverengi ve sarıdan ibaretti (yenilginin tüm tonları). Bildiği tek kokuysa, yanık kokusuydu. İnançsızlıktan ve cesaretinden dolayı hiçbir şeyden, hiç kimseden kaçamıyordu - hep ortalıktaydı, en orta yerde...
Birine, bir çocuğa "Ne akıllısın!" demek korkunç bir şey. insanı ömrü billah sersem etmenin en etkin yolu... Böylece rahat ve sıradan şeyler yapabilme şansı tümüyle elinden alınmış olur.
Maceraları kafamda yaşasam da zaman kaybetmesem.. Korkak mı olurum -kendini esirgeyen mi -suçlu mu - aldatan mı... Ah, bir olsam - o zaman her şey olurum.
Bu filme hiç ara verilmiyor; oysa susadım, sıkıldım. Ama çıkan da bir daha giremiyor, ve yanımdaki yöremdeki koltuklar ölülerle dolu; dayanamıyorum. Oyunumu beğeniyorum; ama bu oyun asla bana göre değil.