“Sana hiçbir kötülük yapmadım. Ben canavar değilim.”
“Hayır, sen canavar karnını doyururken bir kenarda eli kolu bağlı oturan, nezaketli oluşuyla övünüp duran adamsın. Canavar dediğinde hiç değilse diş ve omurga bulunur.”
Aralarındaki sessizlik karanlık sular gibiydi. Bunu aşamazdı.
Onun hak ettiği nezaketle bu yolun gerektirdiği şiddet arasındaki ince çizgide yürüyemezdi. Buna kalkışırsa ikisi de ölebilirdi. O yalnızca gerçekte kim ise o olabilirdi; ona hiçbir rahatlık sunamayacak bir çocuk. Dolayısıyla ona, verebileceği şeyi verecekti.