10/10
·188 syf.··
2026 23. kitabı
"İyi insanların yanına gideceğim... İyi insanlar dürüst yaşar; iyi insanlar hilesiz yaşar ve hiçbir zaman benzerleri olmaz..." ️10/10 Dostoyevski'nin en başarılı ve özgün kurgularından biri olan Öteki, 9. dereceden memur olan Bay Golyadkin'in sosyal sorumluluklarında ve aşk konusunda başarısız olması ve doktora gitmesiyle başlayan, sonrasında Golyadkin'in başaramadığı her şeyi başaran, Golyadkin'in atmaya cesaret edemediği adımları atan, Golyadkin'e tıpatıp benzeyen ikinci Golyadkin'in ortaya çıkmasıyla devam eden derin psikolojik tahlillerin yer aldığı bir romandır. Golyadkin'in içinde bulunduğu durum "Doppalganger Sendromu" olarak adlandırılıyor. "Doppel" (double) çift, "ganger" (walker) yürüyen anlamlarına gelmekte olup Türkçe'ye çiftgezer olarak çevirebiliriz. Kitabın içeriği bu şekildeydi, benim yorumuma gelirsek mükemmel bir kitaptı tek kelimeyle. Dostoyevski'nin insan ruhu ve psikolojik tahliller konusunda ne kadar başarılı olduğunu hepiniz biliyorsunuz. Bu kitap da az sayfayla çok şey anlatan ve öğreten bir kitaptı. Şiddetle tavsiye ederim. Sevgiler
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,3bin okunma
Puan vermedi
Birkaç yıl evvel okuduğum bu kitabın incelemesini yapmadığımı fark ettim. Kitabın ana kahramanı Dorian sonsuz güzelliği ve gençliği aramaktadır. Bir gün Basil'in çizdiği portresine keşke ben değil de bu resim yaşlansa der ve dileği kabul olur ve böylece olaylar başlar. Ama sonunda tahmin de edildiği üzere bu isteğinin düşündüğü kadar güzel bir şey olmadığını acı bir şekilde anlayacaktır. Kitabı bitirdikten sonra yazarın hayatını araştırdığımda Oscar Wilde' ın eşcinsellikten hapis yattığını, çıktığında Paris'e gidip bir otel odasında ölü bulunduğunu öğrendiğimde şaşırmıştım. Ayrıca psikolojide dorian grey sendromu diye bir şey olduğunu gördüm. Bu sendrom, kişinin kendi dış görünüşüyle aşırı ilgilenmesi ve yaşlanmanın getirdiği değişiklikleri sorun etmesiymiş, tam olarak kitabın ana konusu yani. Hayatın anlamı dış güzellikten, yaşlanmamaktan ibaret değildir. Ne kadar dış görünüşümüz bizler için önemli olsa da her insan bir gün doğar, büyür ve yaşlanır gerçeğini unutmamak gerekir. Her yaşanmışlık insanın yüzünde kalıcı iz bırakır. Umarım aldığımız her yaşın kıymetini bilip kendimizi yüz çizgilerimizle, yaşanmışlıklarımızla sevebilmeyi öğreniriz.
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201898,8bin okunma
İNCELEME CİNSELLİK VE HASTALIKLAR ÜZERİNE..
10/10
·565 syf.··
2026 155. kitabı
KISIM 1 EREKTİL DİSFONKSİYON
İnsan ve Hayat
Erkek ve Kadın Cinsel SağlığıProf. Dr. Sefa Resim · Tüd/Türk Üroloji Akademisi Yayını · 20163 okunma
İsterseniz, Türkiye'nin "aydın" sınıfını resmî ideoloji oluşturdu demeyelim de, Tanzimat'la başlayan/başlatılan, Batılılaşma sürecini içine sindiremeyenler olduğu gibi, şevkle
Sayfa 141·Kitabı okudu
Yaşlandım ki bu hastalığa yakalandım diye pozitif olun diyor :D
Bulaşıcı hastalıklar artık daha az genç insanı öldürdüğü için, kanser ve tip 2 diyabet gibi daha yaşlı insanlarda etkili olan hastalıkların artmasını beklemek mantıklıdır. Vücudunuz yaşlandıkça organlarınız ve hücreleriniz işlevlerini daha etkisiz bir biçimde yerine getirirler, eklemleriniz yıpranır, mutasyonlar birikir, daha fazla toksin ve zararlı maddeye maruz kalırsınız. Bu mantığa göre, gençliğinizde beslenme yetersizliği, grip veya koleradan ölme ihtimaliniz azalıyorsa, yaşlıyken kalp hastalığı veya kemik erimesi nedeniyle hayatınızın sonlanmasından ötürü kendinizi şanslı saymalısınız. Aynı mantık, huzursuz bağırsak sendromu, miyop ve diş çürükleri gibi ölümcül olmasa da can sıkıcı rahatsızlıkların da medeniyetin yan etkileri olarak görülmesinin gerektiğini vurgular.
Alıntı