Sonra sustu lambalar,
bilen bilsin artık ben beni bilmem.
Vaktim geçmiş, pusulam yorgun ve bakışım demir.
Mahkûm oldum bana vadedilene heyhat!
Oysaki köksüz ve bağsız nefesim
yalnız senden ibarettir.
Çürümekte ve pervasız, insan olmaya özenir
düşlerinde taçları süslediğini gören dağ çiçekleri
göğsümüzü dolduran, güzel olmaktan sağılan avuntular
göğsümüzde ağladıkça çoğalmanın inceliği
iki kez ölen her insan, iki kez yaşamıştır.
Tanıyınca her insanı seversin,
Demişti aklıselimle bir şair
Sonra üç elif miktarı susmuştuk
Sazlara, neylere, hiçliğe dair
Şimdi bir şey söyleyelim rüzgâra
Neresinden tutuyorsa dünyayı
Oradan alışıveriyor insan
Tamamlanamıyor bir cüzü bile
Sonra düşüveriyoruz ilandan
Hadi bir şey söyleyelim rüzgâra
Bir şair sırlandığından içimden
Azrail'in en güzel mısraı
Diyesim geliyor, korkuyorum ya
Benimle yalandan korkuyor dünya
Yeni bir şey söyleyelim rüzgâra
Mehmet Aycı