"Esasında, Kant’ın, doğada bulduğu katı determinizm ve zorunluluk karşısına koyduğu ve
insanın özgürlüğünü var kılacak olan ahlakta da amacı, tıpkı bilimdeki gibi sentetik a priori
önermelere ulaşmak, dolayısıyla ahlakı da tıpkı bilim gibi kurabilmektir. Ona göre, biz, bu kategorik
buyrukları, yani hep “öyle davran ki” ile başlayan buyrukları yerine getirmekle varlık sebebimize
uygun yaşamış oluruz. Varlık sebebimiz, ancak ahlaklı davranışlarda, aklın pratik alanda (ahlak
alanında) kullanılmasında, kısacası aklın iradeyi yönetmesinde anlamını bulur; gerçeklik kazanır. "