engin

engin
@e__e
Evet, yalnızca bir gezgin, yeryüzünde bir yolcuyum ben.
Aslında, özünde iyi bir adamdı; arkadaşlarıyla iyi geçinir, yardımlaşmayı severdi. Ancak aldığı terfi onun başını döndürmüştü. Terfi eder etmez adama bir şeyler olmuştu; kafası karışmış, dengesi bozulmuş, nasıl davranacağını hepten şaşırmıştı.
Reklam
Tanıdık geldi bana
İşte, Kutsal Rusyamız taklitçilik hastalığına bu derece kapılmış durumda; herkes amirlerine özeniyor, herkes birbirine amirlik taslıyor. Bakın, şöyle bir olay duydum geçenlerde; bir kalem memuru küçük bir daireye kalem şefi olarak atanmış; atanır atanmaz da kendisine özel bir oda hazırlatmış, kapısına ‘bölüm şefi’ diye tabela astırmış, girişe de kırmızı yakalı, kravatlı bir odacı konuşlandırmış. Adamcağız eli kapının kolunda ‘hazır ol’da bekleyip, içeri gireceklere kapıyı açıyormuş; işin komik yanı, bu ‘şef odası’ normal boyutlarda bir yazı masasının bile güçbela sığdığı, ufacık bir odaymış.
Ne de olsa insan ruhunun derinlerine gizlice süzülüp neler düşündüğünü öğrenmek olası değil.
Yoksunluk
Zihni sürekli ‘yeni palto’yla meşgul olduğu için dikkatini bir türlü işi üzerinde yoğunlaştıramıyordu.
Bir Rus için, birbirinden hoş düşüncelerin herhangi bir çaba sarf etmeden; insana, arkalarından koşma zahmeti vermeden, kendiliğinden zihnine üşüşmesinden daha iyi bir şey yoktur.
Reklam