Gogol, kesinlikle muhteşem bir kurguya imza atmış. Bir memurun yeni bir paltoyu kovalayışının trajikomik aynı zamanda gerilimli hikayesi beni çok içine çekti. Altı üstü bir palto dedim, okurken. Aslında öyle değil. Yeni, fiyakalı, temiz bir palto itibar demek aslında. Bu alt kademe memurumuz ne kadar işini iyi yaparsa yapsın, ne kadar çok iş yaparsa yapsın sistem ve toplum için önemli olan görünüş, itibar, güç.
Karakterimiz, sıradan bir memur gibi gözükse de aslında garip bir şekilde farklı -en azından anlatılan toplum için. Herkes gibi üşüyor, paltosunu sürekli yamalıyor, işine gidip geliyor. Tek fark ise bu adamın işini kendince çokça sevip aynı işe bağlı kalıp tutkuyla yapması. Bu adam terfilere göz yumar, sadece belgeleri temize çekip eve gider; evde de yemek yer ve tekrar belgeleri temize çeker. Sokakta her yürüşünde nerede olduğunu bir yabancıyla çarpışana, bir direğe çarpana, bir taşa takılana kadar fark etmez. Sadece temiz çekilen belgeleri görür. Derken dondurucu soğuğa defalarca yenik düşen paltosu son kez yenilir. Yamalar tutmaz, memur kaldıramaz. Çalışır, didinir, sürpriz ikramiyeler alır ve yeni bir palto diktirir. Artık gözler ondadır. Küçümsemeler, alaylar, görmezden gelinmeler geride kalmıştır artık. Ta ki gece yarısı çalınana kadar. Büyü bozulur. İşte tam burada Gogol öyle bir anlatım gücüyle geriyor ki beni. Adeta sinirlenen, korkan, haksızlığa dayanamayan özgüvensiz memurun ta kendisiyim.
Okuyun, okutun. Zira buradaki sosyal durumlar çok gerçek ve edebiyatımızın toplumcu gerçekçi türde eserlerinde çokça rastlanan hikayelerden. Anlaşılan hepimiz gerçekten de Gogol'un paltosundan çıkmışız.
Bir Overlook Sakini olarak bu kitabı bilincimdeki kusursuz kurgular kısmına koyuyorum. Bir dahaki kusurlu-kusursuz kurgular, düşünceler ve düşlerde yeniden