Zaman o kadar hızlı geçiyordu ki, daha dün bu sofrada beraber akşam yemeği yemiştik.
Şiir'lere kendisini konuk ettiriyor. Bir şiirden bir şiire çok şey yaşamak gerekiyordu.
Onu o halde görseniz çok şaşırır bir de korkardınız, kendisini çıkmaz şiirlere bıraktırıyordu.
Satır başlarından bırakıyordu ipeksi bedenini, dokunmak, öpmek, hatta sevişmek yasaktı.
İlanı aşk etmek serbest, özgürce sevmek yasaktı.
Ruhuna iyi gelebilirdi fakat, onu ruhunla besleyemezdin.
İçinde yaşamak isterdin, her cümleye büyük harf ister.
Basma eteğinden süzülürdü kelimeler.
Saçlarının kıyısında kaç gemi yaktım.
Düşmedim asla ona, dizlerim hiç yara almadı.
Kanatlarım uçmaktan yorulmadı, bir dudak kenarında buldum kendimi,
Fakat; dudağında asılı kalmak, ruhani alemlere götürürdü.
Sevseniz Tanırdınız, Tanısanız Sevemezdiniz.