Hikaye Aslında Çok Basit;
60’ların Sonu 70’lerin Başı Gibi.
Eşkiyaların Dahi Hanım’lara Yol Verdiği Kapı Açtığı Dönemler Hani.
Mısra-i Meşhur-i Mahallesinde ki Bulgar bir kadın Ve Sırp bir adamın Hikayesi.
Zoran adında genç yaşlarda. uzun boylu cüsseli, bir yumruk bir çuval un demek. İri kıyım bir sırp genç vardı. Babası göç esnasında daha Balkanlardan çıkmadan sırp topraklarında ölmüş. Annesi ve kız kardeşi ile bizim topraklara kadar gelmiş. O dönemde de hem ailesine sahip çıkmak, hem de ailesini geçindirmek için gündüzleri fırında çalışıyor, geceleri ise limana yanaşan gemilerin içinde ki yükleri indirmeye yardım ediyordu. Zoran akıllıydı para kazanmak için gece gündüz çalışıyordu. Fakat bu hikaye bu sadece Zoran’ın hikayesi değil idi.
Bir de güzellik abidesi, Mısra-i Meşhur-i göçmen mahallesinin bulgar zengini Krum’un kızı Milena vardı. Milena hem güzel hem de zeki bir kadındı, bütün bulgarlar hatta sırp erkeklerinin istediği bir kadındı. Onunla beraber olmak için kaç gece uykusuz kalanlar mı dersin.
Kaç kadeh kıranları mı dersin. Eski adıyla Hüdavendigar, yeni adıyla Bursa. Liman şehri ve göçmenler için iyi bir şehirdi.
Günlerden bir gün Zoran, Fırını kapattıktan sonra limana doğru yürümeye başladı. Saat gece yarısına varmak üzereydi. Üzerinde krem rengi keten kısa kollu bir gömlek, acı kahve kadife bir pantolon ve sümerbank bir kundura vardı. Limana yeni gemi yanaşacak, sabah saatlerine kadar da mal indirecekti. Limanın girişine geldiğinde, önünde yürüyen bir kadını gördü. Simsiyah saçları, üzerinde bilekten, basma etek ve beyaz bir hırka vardı. Haziran temmuz ayları olduğu için hava da güzeldi. Zoran önce şaşırdı gece vakti bu kadın kimdi? Niye buradaydı, kimin için gelmişti diye düşünürken. Milena olduğunu fark etti. Zoran, Milena olduğunu öğrenince merakı ve