Ebru

“Hayat, çok defa bir şeye asılmakla kabildir.”
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ona göre insan ruhunun en az tahammül edebildiği şey, -belki daha ötesi olmadığı, ruhumuza mühlet vermeden yaşamağa mecbur olduğumuz için olacak- saadettir. Istırabın içinden geçeriz. Tıpkı çalılık, taşlık bir yoldan yürür, bir bataklığın içinden kurtulmağa çalışır gibi ondan sıyrılmağa çalışırız. Fakat saadeti bir yük gibi taşırız ve bir gün farkında olmadan yolun bir ucunda, bir köşeye bırakıveririz.
“İşte bir adam ki Tabî Mustafa Efendi veya Dede’yi tanımadan, Baudelaire ve Yahya Kemal’e hayran olmadan sevebiliyordu.”
Biz düşüncelerimizi çok defa omuzlarımızda taşırız. Onun için onları kımıldatmamız, bu düşüncelerin ağırlığı nisbetinde güç olur.
Ne kadar mustarip olursanız olun, güneş bu ıstırabın arasında er geç bir çatlak buluyor, oradan altın bir ejder gibi kayıyor. Sizi iç mahzeninizden çıkarıyor, bir yığın imkanı bir masal gibi anlatıyor. “Sanki, bana inan, ben bir mucizenin kaynağıyım, her şey elimden gelir; toprağı altın yaparım. Ölülerin saçlarından tutup silker, uykularından uyandırırım. Düşünceleri bal gibi eritir, kendi cevherime benzetirim. Ben hayatın efendisiyim. Bulunduğum yerde yeis ve hüzün olmaz. Ben şarabın neşesi ve balın tadıyım,” diyordu.