GECE ile GÜNDÜZ BİR OLUNCA GÜN OLUR...

GECE ile GÜNDÜZ BİR OLUNCA GÜN OLUR...
@eakman
İNSANIN HEDEFİ HAKİKATTİR... HAKİKAT MUTLULUKTAN DA FAZLADIR...
İDEAL KİLONA KAVUŞMAK İSTERMİSİN???BİRLİKTE BAŞARABİLİRİZ..BAĞIMSIZ HERBALİFE ÜYESİ
EVLİ/EŞ/BABA/EVLAT/KARDEŞ/ARKADAŞ/DOST/TALEBE
İstanbul
İstanbul, 20 Nisan 1976
170 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Imam Gazali’ye göre burada en faziletli davranış, midenin ağırlığını hissetmeyecek ve açlığın elemini duymayacak derecede yemektir. Öyle bir derecede yemelidir ki karnını unutmalıdır ve açlık kendisine asla tesir etmemelidir. Çünkü yemenin gayesi; hayatı devam ettirmek ve ibadet için kuvvet temin etmektir. Midenin ağırlığı ise insanı ibadetten men eder. İmam Gazali (ks), İhyâu Ulûmi’d-din isimli eserinde bu konuya şöyle devam etmiştir: “Açlık ve tokluğunu hissetmediği zaman insanoğlu icin ibadet ve düşünce kolaylaşır. Nefsi hafifleşir. Nefsin hafiflemesiyle birlikte çalışma azmi de artar. Fakat bu durum ancak tabiatın normale dönmesinden sonra mümkün olur. İşin başlangıcında , yani nefsin huysuz ve şehvet aşığı olduğu, ifrata meylettiği zamanda itidal (normallik) fayda vermez. Bu durumda nefsi şiddetli bir şekilde açlıkla terbiye etmek gerekir. Nitekim eğitilmemiş huysuz bir hayvanı normale döndürebilmek için aç bırakmak, vurmak ve benzeri hareketlerle mübalağalı bir şekilde uğraşmak gerekir. Hayvancağız uysallaşır ve normale döndüğünde artık cezalandırılması ve aç bırakılması gerekmez. Oburluk, şehvet, huysuzluk ve ibadetten kaçınma gibi hallerde en uygun olanı nefsi aç bırakmaktır . Açlık, nefsin bütün bu hallerinde kendisini gösterir ve elemini hissettirir. Maksat, normale dönünceye kadar nefsi kırmaktır. Nefsi normale döndükten sonra kişi de gıdasında normale döner.” Demek ki kişi, yemenin adab ve sünnetlerine riayet etmeyince, yediğinden sevaplar kazanmak bir yana dursun, nefsi azgınlaşacak ve terbiyesi zorlaşacaktır.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Açlığın faziletleri uzun uzun sayılmış, bir çok eserde yerini almıştır.
Fakat etraflıca bakıldığında meselenin özünün açlıkta ifrata kaçmak değil; orta yolu tercih etmek olduğu görülecektir. Mü’minun Suresi 51. Ayette şöyle buyurulur: “Ey Rasuller! Helal şeylerden yiyiniz ve salih ameller işleyiniz.” Zaten ilim ve ameldeki devamlılığın bedenin sıhhatine bağlı olduğu aşikardır. Bazı salihler yiyip içmeyi dinin gereklerinden saymışlardır.
Peki gerçekten acıkmanın alameti nedir?
İmam-ı Gazali (ks) bu soruya şöyle cevap vermiştir: “Doğru acıkmanın bir çok alametleri vardır. Bunlardan biri de nefsin katık istememesi ve hangi çeşit olursa olsun önüne getirilen ekmeği iştahla yemesidir. Nefsin muayyen bir ekmek ve yanısıra katık istediği acıkma, doğru acıkma değildir.” Hasan-ı Basri’nin (ks) şöyle bir sözü vardır: “Müslüman koyun ve keçi gibidir; bir avuç basit hurma, bir parça kavut (ince bulgur veya darıdan yapılan bir yemek) ve bir yudum su ona kâfi gelir. Münafık ise yırtıcı hayvan gibidir. Çok yer ve midesini tıka basa doldurur.”
Din
“Mide kalbin altında kaynayan bir kazandır, harareti kalbi köreltir.”
Din
Mevla hepimize musibet karşısında metanet, husumet karşısında mağfiret, cehalet karşısında marifet, fitne ve fesat karşısında uhuvvet, belalar karşısında sabır ve hikmet nasip etsin. Kötülerin şenaetinden korusun, iyilerin safından ayırmasın.
Din