b.

sihirli sözler, zehirli çiçekler
"Senin beni sevdiğinin ta başından beri farkında olduğumu söyledim." Martin, "Peki sen?" diye sordu. "Benimki birdenbire oldu." Ruth, yanaklarında kolay kolay kaybolmayan bir kırmızılıkla, ılık ve nemli gözlerle, ağır ağır konuşuyordu; "Şu ana kadar böyle bir şeyden haberim yoktu; ta ki sen beni kollarına alıncaya kadar. Seninle evlenmek de, şu ana kadar aklımdan geçmedi, Martin, şu ana kadar. Kendini nasıl sevdirdin bana?" Martin güldü. "Bilmem," dedi, "herhalde seni sevmekle, çün­kü seni öylesine sevdim ki, senin gibi yaşayan, soluk alan bir kadı­nın yüreği şöyle dursun, taştan bir yürek bile eriyebilirdi bu aşkın şiddetinden."
Sayfa 205
Reklam
Martin yüreğinin eri­diğini ve zaman zaman bir sıcaklığın kendini yokladığını hissetti. Başı, Ruth'un başına çok yakın duruyordu; bir meltemin uçan hayaletleri Ruth'un saçlarını oynatıp da bu saçlar Martin'in yüzüne değdiği zamanlar da, kitaptaki yazılar, Martin'in gözleri önünde bulanıp dalgalanıyordu. Bir seferinde Martin okuduğu yeri kay­bedince, Ruth, "Okuduğun tek bir sözcüğün bile farkında olmadığına eminim," dedi. Martin ona alev alev yanan gözlerle baktı, neredeyse uygunsuz bir şey yapmak üzereydi ki, dilinin ucuna bir yanıt geliverdi: "Bense senin de farkında olmadığından eminim. Okuduğu­muz son şiir neden söz ediyordu?" Ruth açık yüreklilikle gülerek, "Bilmiyorum," dedi. "Unuttum bile. Daha fazla okumayalım artık. Kitap okuyarak geçirilemeye­cek kadar güzel bir gün."
Sayfa 203
Ne zaman bir kimseyle bilmediği bir oyuna girecek olsa, hep oyuna karşı tarafın başlamasını beklerdi. Bu da belki bin kez onun ayakta kalmasını sağlamış, ayrıca ona bir gözlem yeteneği kazandırmıştı.
Sayfa 194
Ama işte şimdi, yaşamında ilk kez, kendisi yal­varan durumundaydı; kuşkuyla dolu, utangaç bir yalvaran! Aşk yolunu ve aşkın dilini bilmediği gibi, sevdiğinin saf masumluğu da yüreğine korku düşürüyordu.
Sayfa 194
"İçimde söyleyecek çok şey var. Ama bunlar öylesine büyük ki. Gerçekten de içimdekileri anlatacak bir yol bulamıyorum. Bazen bana öyle geliyor ki sanki bütün dünya, bütün yaşam, her şey benim içime yerleşmiş, bağırıp çağırarak onlardan söz etmemi, on­ları anlatmamı istiyor. Bunu ... ah, bunu tarif edemiyorum... bunun büyüklüğünü hissediyorum, ama konuşmak istediğim zaman da küçük bir çocuk gibi kekeliyorum.
Sayfa 145
Reklam