İnsanların gücü kitlesel işbirliğine, kitlesel işbirliği de kitlesel kimlik inşasına bağlıdır ve tüm kitlesel kimlikler, bilimsel gerçekler ya da ekonomik gereksinimler üzerine değil kurmacalar üzerine inşa edilir.
Bir insan aynı anda ailesine, komşusuna, işine ve vatanına sadık olabilir ve olmalıdır; neden bu listeye insanlık ve Dünya gezegeni de eklenmesin ki? Birden fazla şeye sadık olduğunuzda kimi zaman çelişkiler yaşanmasının kaçınılmaz olduğu doğrudur. Ama kim demiş hayat basit bir şeydir diye? Başa çıkacağız işte.
1914 ila 1918 ve sonra tekrar 1939 ila 1945 yıllarında teknolojik gelişim hızı tavan yaptı çünkü topyekun savaşa giren milletler tedbirli ve ekonomik davranmayı bırakıp her tür cesur ve akıl almaz projeye muazzam kaynaklar aktardı. Bu projelerin çoğu başarısız oldu ama kiminin sonucunda tanklar, radar sistemleri, zehirli gazlar, süpersonik jetler, kıtalararası füzeler ve nükleer bombalar ortaya çıktı.
İnsanlar küresel biyosferin dengesini dört bir koldan bozuyor. Doğadan gittikçe daha fazla kaynak çıkartıp geriye yüklü miktarda atık ve zehir pompalayarak toprağın, suyun ve atmosferin yapısını değiştiriyoruz. Milyonlarca yılda şekillenmiş hassas ekolojik dengeyi ne denli farklı şekillerde bozduğumuzun ayırdında bile değiliz.
...Bu yoldan ilerlersek, sadece birçok yaşam türünün kökünü kazımakla kalmaz, medeniyetin temellerini de yıkarız.