Ağlatanı görüp susmak, "insan kılıklı canlı" olmaktır. Gerçek insan olma konusunda kararsız kalmaktır! Zalimin karşısında susarak zulme suç ortağı olmaktır!
İnsanlığını yitirmişse eğer, insan kılıklı o yaratık artık sadece ırmağa, bülbüle, arıya, dala, ağaca değil, insana da düşmandır. Çünkü taşın bile kalbi var, ama onun yok! Taş bile acının karşısında çaresiz kalmaktan utanır, ama kalbi taşlaşmış insan acı vermekten utanmaz!
Sadece insan mı ağlar? Acısı, yarası olan her canlının gözyaşı var. Yolunan çiçeğin, zehirlenen arının, kurutulan derenin, kesilen ağacın, kanadı kırılan kuşun...