Türkiye'nin en büyük problemlerinden biri insanların artık ahlaksızca başkasının hakkını yemeyi bile kendi nasibi olarak görmesidir. "Bu bana nasip olarak verildi," diyorlar. Kimse "Ben bu işin adamı değilim," diyemiyor.
Bizim artık kadın-erkek bahsinde bazı meseleleri halletmemiz gerekiyor. Bazı tedbirlerin ivedilikle alınması lazım. Bu pedagolojik ve etik bir problem haline dönüştü. Evvela Türk kadınlarının evlilik denen şartı bir müddet için gözden geçirip yeniden planlaması ve düşünmesi gerekiyor. "Bir kocam olsun," düşüncesini bir kenara bırakmak lazım. Bir yandan emansipansiyon artıyor, hayatlarını kendileri kazanabiliyorlar; demek ki kadınların evliliğin insanları mahkum edecek kadar şart bir müessese olmadığını görmeleri, kendilerini mahkum hissetmemeleri gerekiyor.
Demokrasi insanların canının istediğini yapabileceği, kendi kolayına gelecek şekilde menfaat çarklarını çevirebileceği bir rejim değildir. Tam tersine çok sıkı ahlaki ve kanuni tedbirlere itaat edilmesi gerekir.
"Buradan hiçbir şey olmaz!" dersin; birden dipdiri bir umut yeşerir. "Bu öğretmenler ne olacak böyle?" diye sorarken olmadık fedakarlıklar yapan öğretmenlerle tanışabilirsiniz. Keza az önce işini hakkıyla yapan doktorlardan, sağlık personelinden bahsettik. Onlara bakınca umutlu olmamak, mümkün mü?