Sıradan fâniler yaşamın sırrına erebilmek için beklemek zorunda kalırken, seçilmiş bir avuç azınlık daha perde kalkmadan bu sırra vâkıf olabiliyordu. Bu, çoğu zaman sanatın, özellikle de edebiyatın etkisiyle mümkün olabiliyordu çünkü sanat da edebiyat da arzular ve zihinle ilişkiliydi. Bazen de karmaşık karakterler sanatın yerine geçer, onun işlevini yerine getirirdi. İşte bu insanlar sanatın ta kendisiydi; resim gibi, şiir gibi, heykel gibi, onlar da yaşamın yarattığı şaheserlerdi.
"İnsanlarda istek ile tutkunun sınırı yoktur, insanın gücü bitmek tükenmek bilmez bir kaynaktır. Bununla beraber ulusların düşünce olgunluklarına doğru attığı adımlar pek yavaştır. Çünkü insanlar geleceklerini elde etmek için bilim değil de para biriktirmek zorunda kalıyorlar. Ne zaman kötü tutkuları kalplerinden atarlarsa zorunlu bir çalışmanın köleliğinden o zaman kurtulmuş olurlar."