Köleleştirilmiş, yerilmiş, ezilmiş, bir çok hakları ellerinden alınmış, insan yerine konulmamış bir halkın sindirilmişliğini kabullenemeyip, canları pahasına harekete geçen azınlık bir gurup gencin hikayesini ele almış kitap. Onca zulme, tutuklamalar, ıstıraplara karşı durmamış, yol almış, ve seslerini duyurmaya çalışmaktan asla vazgeçmemiş bu gençler, ilk başlarda halkı arkalarına alamadılarsa da, uzun uğraşlar sonucu büyük bedeller ödeyerek, kokmakta direten köylü halkı arkalarına almayı başarmışlardır. Suçları`; bu zulmü yazılara döküp bu büyük devrimi insanlara makaleler aracılığı ile duyurmaktır. Kimileri köylere dergiler dağıtırken, kimileri işçilere mesai saatleri dışında kitap okur, konferans verir. Kar, kış, uzak, yakın demeden yol giden, kimi zaman aç susuz, kimi zaman kan revan, kir pas içinde çabalamayı sürdüren ve gayrete aşık olan insanlar.
Bu gençlerin öncüsünün annesi de, öncelerde çocukların bu yaptıklarına karşı korkuyla yaklaşarak, gittikleri yolun doğru olmadığını, felakete sürüklendiklerini söylediyse de, sonraları yaşlı haline bakmadan en çok çabalayan devrimci kadınlardan biri haline gelir.
Gerçeği haykırmaktan, zulme sessiz kalmamakta diretmekten geri durmaz ve herkeste, gençlerde dahil olmak üzere hayranlık uyandırmayı başarır.
Benim kitaptan çıkardığım; zulme karşı kaç kişiyle baş kaldırıp, kaç ağızdan ne kadar yüksek bağırdığın değil mühim olan.
Mühim olan tek başına bile olsan, ses çıkarmaktan asla korkmaman. Neyi, neden, niçin savunduğunu bilerek savunman ve aynı zamanda yürüdüğün yola ve yoldaşlara sonuna kadar sahip çıkmaktan asla imtina etmemen. Zulüm kimden gelirse gelsin ve mazlum kim olura olsun! Bir yerde zulüm varsa eğer, ayağa kalkabilmen, haksızlığa baş kaldırıp, mazlumun hakkını zalimden sorabilmen...