Kitap revaçta olduğu için içeriği hakkında az çok fikrim vardı. İmgesel anlatımı olduğunu bilerek okudum ve sosyolojik tespitlerim epey fazlaydı
SPOİLER İÇERİR
Gören kadın kitapta aydın kesmi temsil ediyor. Aydın kesimden kastım burjuva değil farkınladığı olan kesim. Ama kadın gördüğünü söylemiyor, birçok aydın gibi. Bu yüzden tüm sonuçlar herkes körmüşçesine ortaya çıkıyor. Kadın gördüğünü söyleseydi onu kullanmaya da çalışacaklardı öldürmeye de. Ama söylemeyince görmesi onun laneti oldu. Hatta kitabın sonundan anladığım kadın görmeyi istemiyor, herkes gibi olmak istiyor. Keşke güveneceği insanları baştan seçip örgütlenseydi de vahşet bu kadar ağır olmasaydı.
Körler cahilliği temsil ediyor. Yaygın ve kolay olanı. Herkes körlükten yakınsa da yaşadığı problemler günümüzdekiyle aynıydı. Tecavüz, saygısızlık, güçlünün adaleti, bilenin bildiğini susması gibi. Anladım ki en büyük Körlük başkasını görmemektir. En büyük vahşet nefse hakim olamamaktır.
Beyaz görme "tozpembe görme" kavramını karşılamış. Yani herkes bir şeyi görmüyor diye yok sayıyor. Ama o yok sayıştan hepsi etkileniyor. Aslında bilgilerini biraz yönetseler ve biraz hayal aleminden çıksalar gerçekliğin karanlığı onların görmesini sağlardı.
Kilise sahnesinde olaylarla bağlantının daha sıkı olmasını bekledim ama olmadı. Gözlüklü kadının şaşı çocuğa merhameti de fazla anlamlıydı.
Devam kitabı Görmek kitaplığımda. Belki onu okuyunca her şey daha anlam bulur.
Kitabın bende bıraktığı soru şu oldu: Görmenin hakkını ne kadar veriyorum?
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,1bin okunma
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Deprem, her sene ana akım medyadan düşmeyen, dillerimize pelesenk olmuş, bilinçsiz intihar çeşitlerimizden biri. Var olduğunu biliyoruz, yakın olduğunu, yararlı olduğunu ama bir o kadar yıkıcılığını. Buna rağmen toplumsal olarak da bireysel olarak da tedbirlerimizi ve bilincimizi açık tutmuyoruz.
Bu kitabı Bi'iz Dergisindeki yazım için okumuştum. İsteyene linki atabilirim. Deprem gerçeğiyle yüzleşebilmemiz dileğiyle