Çağımızın insanı bir şeyi çabuk yapamazsa, bir şeyi — zamanı — yitirdiğini sanır hep; oysa kazandığı bu zamanı ne yapacağını bilmez — öldürmekten başka.
Bu çeşit sevgi ve evlilik anlayışında önemli olan şey, dayanılmaz bir yalnızlık duygusundan kaçıp, bir şeye sığınmaktır. Hiç değilse bu “sevgi” de insan yalnızlıktan kaçıp sığınılacak bir liman bulur. İki kişi birleşip dünyaya karşı bir ortaklık kurarlar; bu iki kişilik (a deux) bencilliğin sevgi ve yakınlık olduğu sanılır.
Bir kadın, bize çiçekleri sevdiğini söylese, ama onları sulamadığını görsek, çiçekleri sevdiğine inanmayız. Sevgi, sevdiğimiz şeyin yaşaması, gelişmesi için duyduğumuz etkin ilgidir.