Marie Kondo'nun Derle Topla Rahatla'sından esinlenilmiş gibi ama kesinlikle değil. Okurken ister istemez iki kitabı da karşılaştırdım; Marie Kondo sadece eşya, kıyafet gibi nesnel şeylerden bahsederek evi boşaltmayı hedeflerken, Begüm Başoğlu ve Ege Erim çifti hayattaki her şeyi sadeleştirmekten bahsetmiş; ilişkileri, teknolojiyi, parayı, eşyayı, evi, yemeği, sporu, iş hayatını...
Anlatımları daha samimi daha yararlı geldi bana, en azından Marie Kondo gibi çorabı nasıl katlamanız gerektiğini ve böylelikle nasıl çekmecede daha az yer kaplayacağını anlatmıyorlar. Bu kitapta çöpe atmak ya da yok etmek kavramlarından ziyade hayatı sadeleştirmenin aslında ruhunuzu sadeleştirmek olduğundan bahsediliyor, o yüzden kendimi kişisel gelişim kitabı okuyormuş gibi hissettim, hoşuma gitti.
Kitabın içinde başka kitap tavsiyeleri var hatta en sonuna liste eklemişler bu ayrıntıyı da beğendim.
Tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
Güneşe bakmak kadar zor olduğundan bahsetmiş ölümle yüzleşmenin, ölüm korkusunu yenmenin...
Aslında bu kitabı okuyana kadar hiç düşünmemiştim, ölüm hakkında ne hissederiz, neler aklımıza yer etmiştir de zaman zaman farklı olaylarda nasıl karşımıza çıkar diye.
Hastalarından örnekler vererek anlatması, özellikle rüyalardaki olayları ve kişileri açıklaması, ünlü düşünürlerin cümlelerini hayat felsefesi haline getirip kitabında da sıkça yer vermesi çok hoşuma gitti. Bu arada makale, kitap ve film önerileri de var.
Dili gayet anlaşılır, sadece meslektaşlarının anlayacağı şekilde yazmaması da bizim için avantaj olmuş.
İyi okumalar dilerim.