Ruh huzuru ve mutluluk arayanların inançlı olmaları gerektiğini, hakikatin peşinden koşmayı isteyenlerin ise huzurdan vazgeçip hayatlarını araştırmaya adamaları gerektiğini belirtmişim.
‘’Uçmak istiyorsunuz, ama uçmaya uçmakla başlayamazsınız. Size önce yürümeyi öğretmeliyim ve yürümeyi öğrenmenin ilk adımı da kendi kuralları olmayan kişiyi, başkalarının yöneteceğini anlamaktır. Başkasına itaat etmek insanın kendine söz geçirmesinden çok daha kolaydır.’’
Kendilerinden hoşlanmadıkları halde başkalarını, kendisi hakkında iyi düşünmeye ikna edenleri çok gördüm. Bunu başardıklarında kendilerini iyi hissediyorlar. Ama bu yanlış bir çözüm. Bu başkalarının otoritesi altına girmektir. Sizin göreviniz kendinizi kabul etmek; benim kabulümü kazanmanın yollarını bulmak değil.
Ben de sizin gibi korkuların neden gece hükmettiğini hep merak etmişimdir. Yirmi yıl düşündükten sonra, artık korkuların karanlıkta çıkmadığını; daha ziyade onların her zaman orada olan ama gün ışığının parlaklığında silinen yıldızlar gibi olduğuna hükmettim.