İnsanın tek doğumu annesinin onu doğurduğu gün değildi; hayat onu defalarca kendini yeniden doğurmaya zorluyordu. İnsan, farkında olmasa bile, kendini yavaş yavaş yeniden doğuracak kudretle donatılmıştı.
Hayat ,içinden Antep fıstıklarını seçip yiyeceğim bir çerez kasesi değildi. O güne dek bütün fıstıkları toplamış, ağzımın lezzeti yerindeyken bir kere bile neden ben diye sorma zahmetine girmemiştim. Şimdi fıstığın kabuğu dişimi kırdı diye sızlanıyordum. Kabuk da fıstığın parçasıydı oysa.