“Bir ulus, varlığını ve hakkını korumak yolunda, bütün gücüyle, bütün görünür görünmez gücü ile ayaklanmış ve karara varmış olmazsa, bir ulus yalnız kendi gücüne dayanarak varlığını ve bağımsızlığını sağlayamazsa, şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz.”
Mustafa Kemal Atatürk
“Hangi okula gidiyorsun?”
“İlk Kurşun Okulu’na!..”
Bir çocuğun böyle bir yanıt vermesinden rahatsızlık duymayacak bir eğitimci var mıdır? Ne yazık ki bir değil, pek çok “eğitimci” var! Eğer öyle olmasaydı, okulun adı “İlk Direniş” olarak değiştirilirdi.Silahlardan, kurşunlardan arındırılmış bir tarihtir insanlığa yakışan; bağımsızlığın, düşünce özgürlüğünün, insan haklarının, bilimin ve sanatın tarihidir. “İlk Direniş” yerine “İnsan Hakları” da denilebilir okulun adına. Hani, bize bugüne kadar bir yazısını bile okutmadıkları, bizim de merak ettirmediğimiz Hasan Tahsin’in gazetesi olan İnsan Hakları!..
Diyarbakır trenin vagonlarında “Pencere kenarında durmayın, çocuklar taş atar” yazmaktadır. Yol boyunca çocuklar koşuşur trenin yanında.. Ama hiçbirini elinde taş yoktur. Nasıl olsun ki?.. Sırdar, bir firmanın verdiği yüzlerce futbol topunu dağıtmaktadır, trenin penceresinden.. O günden sonra da çocuklar, taşları trenlere atmak için değil, maçlarda kale yapmak için alırlar ellerine.