• Bu güzel roman Barbaros Hayreddin Paşa'nın çocukluğundan vefatına kadar geçen sürede başta İslam olmak üzere Osmanlı Devleti'ne katkılarının anlatıldığı bir eser olarak karşımıza çıkmakta.
    Kitapta yer alan tüm karakterlerin okuyanı etkisi altına aldığı bir gerçektir. Barbaros Hayrettin Paşa, Oruç Reis, Seyyid Muradi (Saint Alcala), Billure (Beatrix) hepside insanı etkileyen karakter olarak karşımıza çıkmakta.


    Tartışmasız ki kitapta kafi miktar ilerledikçe Seyyid Muradi'den daha fazlaca bahsedildiği hissine kapılmanız mümkün ancak yine de Barbaros Hayreddin Paşa'sız bir Seyyid Muradi (Saint Alkala), Seyyid Muradi'siz bir Barbaros Hayreddin Paşa düşünülemez diyerek ikili arasındaki bağı da vurgulamış olalım.

    Kitabın aksiyon kısımlarının temelinde Barbaros Hayreddin Paşa ile Andrea Doria arasında çekişmeleri yatmakta. İki kaptanın birbirine olan düşmanlıkları ve saygıları takdire şayan. "Allah düşmanında merdini nasip etsin" mantığından ilerleyerek hareket eden Barbaros Hayreddin Paşa'nın Doria'nın oğluna muamelesi ders alınacak ve ecdad ile onur duyulacak bir hadise.

    İskender Pala'nın Efsane'sinin bir diğer aksiyon kısmında ise Seyyid Muradi yatmakta. Kitabı okurken bu aksiyonun sebebini ve ne olduğunu okudukça göreceksiniz zaten. ancak şunu söylemek gerekiyor ki Seyyid Muradi'nin bu hareketlerinin bana biraz Ezio Auditore da Firenze'i hatırlattığını söylemeden geçemeyeceğim.

    Efsane ile alakalı olarak kötü olarak hatıramda kalacak tek konu dilin bazı bölümlerde ciddi anlamda ağırlaşması ve anlaşılmasının zor olması.Her ne kadar İskender Pala, romanının son sayfalarına bir deniz sözlüğü koymuş olsa da tutkulu bir okur kolay kolay olaydan uzaklaşarak kelimenin anlamını öğrenmek için sözlük karıştırmayacaktır. Belkide Kapı Yayınları sözlük yerine dipnot sistemi ile bu kelimeleri sayfaların alt kısımlarında açıklasa daha iyi bir görüntü olabilirdi.
    Sonuç olarak İskender Pala imzalı Efsane 'Bir Barbaros Romanı' kesinlikle kitaplığınızda bulunması gereken bir eser. Bu eseri bu kadar geç okuduğum için kendime kızdığımı bir kere daha ilan etmek istiyorum. Umarım yorumum sizin için bir teşvik unsuru olur.
  • Ya biz peygamber duası almış bir ümmet, peygamber övgüsüne mazhar olmuş bir ecdad torunlarıyız. Dine, imana, Kuran'a bağlı bir nesil olmalıydık.
  • Yenikapı Mevlevixânəsi qəbristanlığında medfun olan və on dokuzuncu əsrin güclü Mövləvi şairlerindən sayılan Şeref Xanım (ö. 1278/1861) əhli beyte dair bir şeirində belə yazır:
    Ümîdimi kat’eyleyemem dâd-ı Alî’den
    Mücrimlere lutf u kerem imdâd-ı Alî’den
    Haşr it bile ayrılmayam ecdâd-ı Alî’den
    Kim ola karîn Ahmed’e şeh-zâd-ı Alî’den
    Yâ Rab beni dûr eyleme evlâd-ı Alî’den
    Terfî’-i kemâlâtına etmez mi bu şöhret
    Dâmâd-ı Nebî Şîr-i Hüdâ Şâh-I velâyet
    Edna kulı olmak dü-cihanda ulu devlet
    Kurbiyyete bir yol ararım rûz u şeb elbet
    Yâ Rab beni dûr eyleme evlâd-ı Alî’den
    Düşmez yere dâmân-ı ‘inâyetleri elden
    Bu zerreye nevbet mi deger meh gibi Rûşen
    Cedd-i Hasaneyn ‘aşkına ferdâ dilerim ben
    Bir lahza cüdâ olmayayım ‘Al-i ‘abâ’dan
    Yâ Rab beni dûr eyleme evlâd-ı ‘Alî’den
    ‘İrfân u ‘ilm sâhibi sır-dâş-ı Peygamber
    Zehrâ gibi pâkîzeye hem-mahrem ü hem-ser
    Öpsem nola ayağın odur Sâki-i Kevser
    Olsun reh-i tahkîkde mahdûmları rehber
    Yâ Râb beni dûr eyleme evlâd-ı ‘Alî’den
    Miskîn-i siyeh-rû Şeref’i eyleme tahkîr
    Şâyân-ı hakâretse de kıl lutf ile tevkîr
    Âgâhsın ahvâle ne hâcet sana takrîr
    Bu nutk-ı şerîf oldı gönül levhine tahrîr
    Yâ Râb beni dûr eyleme evlâd-ı Alî’den.
    Dr. Ibrahim Allahverdiyev Fuzuli Divani Şərhi kitabından
  • Atatürk, “Efendim, efendim, anlamadım, ne dediniz? Fikret büyük bir şair değil miydi? ‘Milyonla barındırdığın ecdad arasından/Kaç nasiye vardır çıkacak pak ü dırahşan.’ O, karanlıklar içinde bir nur gören ve halkı o nura doğru götürmeye çalışan Fikret bu feryadı koparırken sizler nerelerdeydiniz? Niçin içinizden kimse onun gibi feryat etmedi? Ben Fikret’e yetişemedim, onun sohbetinden istifade edemedim. Kendimi bedbaht sayarım. Fakat onun bütün eserlerini okudum, birçoğu da ezberimdedir. O hem büyük şair, hem de büyük insandır. Efendiler! Zaten parmakla gösterilecek kadar az olan büyük adamlarımızı küçültmeye kalkışmayalım”
  • Yanmış harman ve ölmüş ecdad ile öğünerek vakit geçirmeyip bugün neler yapmak gerektiğini düşüneceğimiz yerde,geçmişle övünmek abes gibi görünse de kendi geçmişini hakkı ile bilmeyen gençliğe,târihini unutup yabancılara hayran olmaktan bir nebze olsun kurtulmak için geçmişin iftiharlarından haberdar edilmelerinin lüzumuna inanıyorum.
  • "Sina'yı aşmanın ne kadar zor olduğunu elbette biliyoruz. Lâkin dağ ne kadar yüce olursa, yol üstünden aşar denmiştir. Biz dahi Sina'yı aşacağız. Bütün güçlükleri hesaplayarak, göze alarak yola çıktık. İlk zorlukta geri durursak, bize Selim demek yalan olur. Yarın mahşerde, Peygamber Efendimizin ve dahi ecdad-ı
    izamımızın yüzüne bakamayız."
  • "Davamız Nizam-âlem Menzilimiz Kızılelma Ve Maksadımız İ'la-yi kelimetullahtır"..
    - Kızılelma neresidir?
    -Kızılelma bir yer değil, her yerdir...
    - Ya Fettah...
    -Sefer bizim, zafer Allahındır...

    Esselamun Aleyküm
    Okuduğum beşinci Fatih Duman romanıydı. Diğerleri gibi iç içe anlatımıyla aşıladığı maneviyat duygusu eksilmemiş aksine üzerine konulmuş sanki.
    Bir kaç incelemede romanın çok karışık olduğu yazılmış.
    Evet,yoğun olduğu doğru ama bence bu romana artı puan kazandırmış kanaatindeyim çünkü gerek karakter gerekse olaylar hep birbiriyle bağlantılı. Evvela maneviyat önemliydi benim için okurken kurguyu ikinci plana attım yorumlama da .

    Biraz spoiden zarar gelmez sanki
    Iki ana karakter üzerine kurulu kitap her ikisinin de hikayesi farklı bu kitapta karakterlerin ilki Selçuk söz sahibi.
    Sultan Alparslan, Süleyman Şah , Ahi Evran, Şeyh Edebali,Derviş Hüseyin Ertuğrul Bey ve Osman Bey...
    Hepsi kutlu tarihimizde aşina olduğumuz, ecdad dediğimiz yeğane insanlar.
    Ve bunlarla beraber kitabın bölüm adları olan zaman zaman birbiriyle çeliştirdiğimiz o kavramlar ;
    Akıl, Gönül ve Cesaret...
    Bunların hepsini harmanlayan bize o kutlu ecdadı , o kutlu davayı yeniden aşılayan kurgu.
    Ikinci ana karakter olan Ali Tevfik 'in hikayesine geçiyor yazar tabi ikinci kitabında
    Fatih Duman/Kızılelma-AYASOFYA merakla bekliyorum...
    Keşke diyor insan.
    Keşke o tesbihin bir boncuğuda ben olsaydım.
    Selam ve Duâ ile...