Kendilerinden hiçbir şey beklemezler ki, kendilerini sürüden ayırmayı bilmezler ki; yalnızca ne olduğunu bilemedikleri bir akışa boyun eğerler ve başka türlüsünü isteyeni de sapık ya da deli sanırlar! Onlara yalnızlıktan değil, ölümden korkmayı öğreteceğim Fatma. O zaman yalnız kalmaya dayanabilecekler, o zaman yalnızlığın derin acılarını kalabalığın budala huzuruna tercih edecekler! O zaman kendilerini, dünyanın merkezine yerleştirmeleri gerektiğini görecekler! Bütün hayatları boyunca aynı insan olmaktan artık gurur değil, utanç duyacaklar o zaman; kendilerini sorguya çekecekler; gene kendilerine dayanarak sorguya çekecekler kendilerini!
Belki de artık kelimelerin hiçbir işe yaramadığını anladıkları için, kahvedekiler gibi boş yere soluk tüketmek istemedikleri için belki. Ama kelimelerin insanı heyecanlandırdığı zamanlar da vardır, bilirim. Merhaba, der biri, seni dinler, hayatını, sonra kendi hayatını anlatır, ben dinlerim ve böylece birbirimizin gözünden birbirimizin hayatlarını görürüz.