Onun hakkında şimdi aklıma gelen şeyler gerçeğe çok uzak şeyler olabilir. Ama güzel hatıralar da bizzat biraz gerçek, biraz hayal, biraz da dilek değil midir zaten?
Neden kendimizi, beynimizi, etrafımızı ve şeyleri birbirinden ayırıyor, topluyor ,parçalıyor ve sonra "bu mu daha iyi, yoksa şu mu daha kötü?.. " diye konuşuyoruz. Neden her şeyi; hayatı, zamanı, insanı ve insanlığı, aşkı, mutluluğu derd ü kederi ve hürriyeti birbirinden ayırıyor , paramparça ediyor, sonra da kıyaslıyoruz? Bununla, yani parçalamak ve kıyaslamakla en büyük kötülüğü yapıyoruz kendimize. Sınırlar, şartlar, zorunluklar bizi bizden, insandan ve insanlıktan uzaklaştırıyor.