Siz okurlar, yazarların kendi tecrübelerini kullanarak bir şeyler yazmalarına bayılırsınız. Metinde yazarın hayatına dokunan noktalar tek tek cımbızlanır, cilalanır ve metni anlamada kilit noktalara dönüşür. Olayın gerçekten yazarın tecrübesinden kaynaklanması bile gerekmez, okurun buna inanması yeterlidir.
Çok az insan ne halt karıştırdığını biliyor zaten, en azından ben gerçeği itiraf edebileceğim bir noktadayım. Evet, ne halt karıştırdığımı bilmiyorum ama bunun beni yıkmasına da izin vermeyeceğim.
Okurun olayları oturduğum yerde uydurduğumu düşünmesinden hoşlanmıyorum. Her ne kadar bu doğru olsa da.. Uyduruyorum. Hepsini. Tek tesellim gerçeğin yine de hayal gücünü aşıyor olması. Gerçekte olan biten genellikle o kadar acayip ki, bunu bir kitapta ya da filmde kullanırsanız kabul görmez.