Demokrasi! En mantıklısı buydu. Sonuçta, toplumla lider ilişkisi, aynı kafeste kapalı kalmış bir insanla bir hayvanın durumundan pek farklı değildi. Diktatörlükte kafesin kapısı birden açılır ve içeri aç bir aslan atılırdı. Ama demokrasi, insanın ne tür bir hayvanla kafese kapatılacağını seçme özgürlüğüydü.
Türkiye, doğusundaki aynaya bakınca şişman olduğunu, batısındaki aynaya bakınca da kemiklerinin sayıldığını düşünen, üstüne giydiği hiçbir şeyi kendine yakıştıramayan, bulimik ve depresif bir genç kızdı.
Ama o sabah... Daha da fazlası vardı.. Hatta o sabah, her şey fazladan da fazlaydı. Uyanışım fazlaydı. Yataktan kalkışım,yürüyüşüm fazla. Mutluluğa benzeyen bir şeyle kaplanmıştım. Bana hayatımı unutturan bir şey vardı üstümde. Fazladan bir şey... Aşk.